Uğur Mumcu’nun NATO hakkındaki tespitleri

1- Türkiye NATO’ya emperyalist çıkarlara bekçilik yapması için alındı. ABD Kore’ye asker gönderdiği halde Türkiye’nin NATO’ya alınması için istekli değildi.
ABD’yi ikna eden İngiltere oldu. Türkiye "Avrupa savunmasının Ortadoğu'dan başlayacağını" açıklayıp, güvenceler verince NATO'ya alınmıştı. Bu güvence, Batı'nın Ortadoğu’daki petrol bekçiliğiydi. (1) Türkiye, ABD çıkarları uğruna Ortadoğu’ya askeri müdahalede bulunacağı sözünü verdikten sonra NATO’ya kabul edilmişti. (2)
Körfez Savaşı döneminde NATO amaçlı İncirlik Üssü, bugün NATO'nun sorumluluk alanı dışındaki lrak'ın, Amerikan stratejik bombardıman uçakları tarafından bombalanması için kullanılmıştır. TBMM Irak’a savaş ilan etmediği ve NATO anlaşmalarına açıkça aykırı olduğu halde ABD, fiilen NATO şemsiyesi altında kendi bildiğini okumuştur. Körfez Savaşı’nda ABD’nin tutumu Türkiye'nin NATO'ya yalnızca ve yalnızca Batı'nın "Körfez bekçiliği" için alınmış olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. (3)

 

2- NATO Türkiye’yi hiçbir zaman eşit statüde görmedi.
NATO'nun patronları Türkiye'yi hiç bir zaman paktın eşit üyesi olarak görmedi. ABD, yapay bir komünizm tehlikesini yaratıp Türkiye'yi soğuk savaş koşulları içinde kendi siyasal ve stratejik amaçları için kullandı.(4)
Türkiye’nin bir saldırıya uğraması halinde NATO’nun bize yardımcı olacağının garantisi yoktur. Hatta saldırıya uğradığı ileri sürülen ülkenin NATO ülkesi olup olmamasının hiç önemi yoktur. Önemli olan ABD'nin o bölgelerdeki güvenliğinin tehlikeye girmesi, önemli olan "ABD nüfuz alanının" daralmasıdır. (5)

3- NATO Türkiye’de iç istikrarsızlığı örgütledi ve ikiyüzlü davrandı.
"Kontrgerilla" kökü ve kaynağı Amerika'da bulunan ve NATO ülkelerinde solcu örgütlenmeleri bastırmak için kurulan silahlı bir örgüttür. (6)
ABD'nin bölgedeki çıkarları ile bağdaşmayan her gelişme NATO ülkeleri ile ABD'ye "dolaylı saldırı" sayılmış; bağımsızlığını sağlamayı amaçlayan her ilerici ve devrimci adım Amerikalılarca "komünizm" olarak görülmüştür. Bunun adı "Pentagonizm"dir. (7)
12 Eylül öncesinde Türkiye'de ele geçen silahların onda dokuzu NATO ülkelerinde üretilmişti. NATO ülkeleri, kendi silah fabrikalarında üretilen silahların kimler aracılığı ile hangi örgütlere ulaştığını ve hangi eylemlerde kullanıldığını bilmezler mi? Elbette bilirler. (8)
Mumcu’ya göre, Türkiye’ye karşı düşmanca tutum, NATO üyesi ülkelerin Türkiye’ye karşı terörü himaye etmesinde de açıkça görüldü. Kıbrıs Barış Harekâtımızdan sonra ASALA terörü icat edilmiş, diplomatlarımıza saldırılar hep NATO üyesi ülkelerde yapılmıştı. Şimdilerde ise PKK yine NATO üyesi ülkelerde örgütlendirilmektedir. İnsan hakları AGİK, BM Genel Kurul kararları ve NATO dayanışması Türkiye söz konusu olunca Batı için hiç geçerli değildir. (9)

4- ABD Türkiye’yi oyaladı ve bağımlı hale getirdi.
ABD, sahte bir Sovyet tehdidi üzerinden Türkiye’yi esir aldı. Eğer gerçekten Sovyetler’den bir saldırı tehlikesi olsaydı Türkiye’ye silah ambargosu koymazdı. ABD, NATO üzerinden Türkiye’nin nesnel çıkarlarına aykırı bir güvenlik stratejisi dayattı. Sahte dostluklar ve düşmanlıklar dayattı. Böylece bizi hem oyaladı hem de savunma araç ve gereç yönünden kendine bağımlı hale getirdi. (10)
Yunanistan'a NATO karargâhından bakarsanız, Atina'yla dost sayılırız. Yok, soruna Kıbrıs açısından eğilirseniz Yunan Silahlı Kuvvetleriyle düşmanız. Bir NATO ülkesi olarak, örneğin Varşova Paktı üyesi Bulgaristan'la düşmanız. Fakat bu düşman memleketten elektrik enerjisi alırız. Elektrik enerjisi alacak kadar dost olduğumuz devletlerle, düşman, düşman olduğumuz devletlerle birlikte tatbikat yapacak kadar da dostuz. Biri, bizi işletiyor ama kim? (11)

5- NATO’culuktan kopamayanlar iddialarında tutarsızdır.
Uğur Mumcu, Erbakan’ın NATO’ya ses etmeksizin IMF’ye laf etmesini, emperyalizmin tahakküm amaçlı bütün kurumlarına karşı açık bir tavır ilan etmeden soyut bir Batı eleştirisi yapmasındaki tutarsızlığı şu sözlerle eleştirmişti: Emperyalizm, ekonomik siyasal ve askersel öğelere dayanır. Sanayileşmiş uluslar yoksul ulusları, uluslararası ekonomik siyasal ve askersel kuruluşlar aracılığı ile sömürüp baskı altında tutarlar. Bu açıdan IMF ile NATO, aynı bütünün, aynı "sömürü" ve "tahakküm" halkalarının birbirinden ayrılmaz parçalarıdır. Bunun içindir ki, NATO'ya "hayır" demeden IMF'ye karşı çıkar görünmenin hiçbir tutarlı yanı yoktur.(12)
Mumcu’nun eleştirilerinden gerçek anlamda Atatürkçü bir program geliştiremeyen CHP de nasibini bol bol almıştı. Mumcu 14 Şubat 1975’te Yeni Ortam’da şöyle yazıyordu: NATO ve ABD emperyalizmi karşısında kesin tavrını takınmalıdır. Dış siyasette "idareyi maslahatçılık", iç politikada da tutuculuğun başlangıcıdır. Soru açık ve seçiktir: Bu koşullar altında, NATO'ya karşı mısınız değil misiniz? Ecevit, NATO'ya karşı "yüreklilik" ve "gerçekçiliğini" gösterebilecek mi? Gündemdeki sorun şimdilik budur.(13)
CHP içinde, dış ticaretin devletleştirilmesi, yabancı şirketlerin kamulaştırılması, NATO'dan çıkılması gibi görüşleri, tutarlı ve sürekli olarak savunanlar var mıdır? CHP'nin sağı nerede, solu nerededir?(14) Mumcu’nun Atatürkçülüğü ekonomi-politik bağlamdan kopartarak salt kültürel bir mesele gibi kavrayanlara karşı şu sözleri dikkat çekmektedir: Askeri üsler, ikili anlaşmalar, emperyalist sömürü konularında Atatürkçülüğü akıllarına bile getirmeyenler bir tespihle bir çember sakal gördükçe Atatürkçülüğü hatırlamaktadırlar. Ne kolay Atatürkçülük bu böyle?(15)
Mumcu, CHP’lilere Ecevit’in genel başkanlığında kritik bir rol oynayan ama daha sonra yine Ecevit tarafından tasfiye edilen Kamil Kırıkoğlu’nun ideolojik tutumunu örnek göstermişti. Kırıkoğlu’nun vefatının ardından 9 Kasım 1979’da onun sözlerini alıntılayarak şu yorumu yapmıştı: NATO'nun dışında milli bir askeri strateji ve ulusal çıkarlarımıza uygun bağımsız bir politika inşa etmek ve bunun güçlüklerle karşılaşması halinde, Fransa ve Yunanistan örneklerini izleyerek NATO'nun askeri kanadından çekilmek.
CHP'nin açıkça ve cesaretle savunacağı temel öneri olmalıdır. İşte Kırıkoğlu buydu ve bu düşünceler, bugün CHP içinde bol keseden solculuk edebiyatı yapanların bir kulağından girip, öteki kulağından çıkıyordu.(16)
Mumcu’nun sosyal demokrasi ile arasındaki ideolojik mesafe şu satırlara yansımıştı: Türkiye'ye özgü bir "demokratik sosyalizm" kavramının anahtarı bağımsızlık düşüncesidir. NATO’ya, IMF’ye karşı tavır almayan, böylesi bir bağımsızlık düşüncesine öncelik vermeyen bir sol parti “sosyal demokrat” partidir.(17)

6- Türkiye derhal NATO’dan çıkmalıdır Türkiye’nin yapması gereken iş, ikili anlaşmaların yürürlükten kaldırılması, Amerikan üslerinin Türk denetimine geçmesi ve en kısa zamanda NATO'dan çıkılmasıdır.(18)
Yunanistan’ın NATO’dan çekilmesi üzerine 7 Mart 1978’de esprili bir dille şöyle yazmıştı Mumcu: İyisi mi, şu Yunanistan'la birlikte, NATO ile ipleri iyice koparıp "Emekli NATO Mensupları Örgütü" kursak, dünya barışına katkıda bulunmaz mıyız?(19)
Uğur Mumcu, son yıllarındaki yazılarında ısrarla NATO’dan çıkılmasını savunmayı sürdürmüştü: SSCB’nin dağılmasından sonra "Geleneksel Sovyet tehdidi" ortadan kalktığına göre NATO'nun feshedilmesi gerekirdi. Oysa NATO gerçekte Pentagonizmin çokuluslu savaş örgütüdür. Körfez bunalımı bunu bir kez daha göstermiştir. NATO'nun SSCB sonrası üstlendiği saldırgan işlev, Türkiye'nin ulusal güvenlik siyasetini yeniden gözden geçirmesini gerektirmektedir.(20)

Notlar: (1) Uğur Mumcu, Bütün Yazıları, um:ag Yay.,c 39, s.36
(2) Age, c.38, s.259
(3) Age, c.. 36, s.51
(4) Age, c.36, s.30
(5) Age, c.14, s.11
(6) Age, c.6, s.195
(7) Age, c.35, s.206
(8) Age, c.39, S.60
(9) Age, c.38, s.313
(10) Age, c.36, s.128
(11) Age, c.9, s.78
(12) Age, c.15, s.34
(13) Age, c.4, s.101
(14) Age, c.7, s.149
(15) Age, c.7, s.150
(16) Age, c.13, s.193
(17) Age, c.25, s.89
(18) Age, c.4, s.87
(19) Age, c.10, s.79
(20) Age, c.36, s.112