Yapay zeka ve Bandırma.!

 

Aklımız yetmiyor. Alimi ve muallimiyle düşüncelerimizi zorlasak da ve karmaşık kişisel hesapları anlamaya çalışsak da işin içinden çıkmak imkansız gibi bir şey ve bir noktadan sonra olayı kaderine bırakıp, ‘ne olursa olsun’ moduyla kendimizi karmaşık düşünceler yığınından sıyırıyoruz.

 

İş mi, kurtuluş mu, çare mi, asla.! Bunun adı kaçış! Balıkesir büyükşehri yerel seçimlerde ne yapacağız diye dertlenmenin fazla anlamı yok gibi. Balıkesir’in 20 ilçesi var ve elbet kendini kurtarır, bir çıkış yolu bulur diye düşünüyoruz. Asıl sorun. yaşadığınız kent ve Bandırma.!

 

Bunca insan kalabalığı ve bir anlamda koca kafa işin içinden çıkamıyor ise umudu ve ümidi kesmemek gerekiyor. Şimdi tüm dünyanın tartıştığı ve konuştuğu bir gerçek var: Yapay zeka.!

 

Bizler, bunca insan Cumhuriyetten bu güne adam gibi bir kurtuluş ortaya koyamıyor ve yıllanmış sorunların girdabına gire-çıka bunalıyorsak ve topumuzun zekası iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı ayırt edemiyor ve hep aynı tezgahın figüranı oluyorsak, kentsel zekamızda bir sorun var demektir. Var olan içimizdeki zeka kırıntılarını da el ve gönül birlikteliği ile mahvetmiş, sürüm sürüm süründürmüş, memleket hayrına ne düşünüyorsa burnundan getirmişiz. Oturup halimize bakıp hayıflanmanın anlamı yok. Kent olarak ektiğimizi biçiyoruz.!

 

Öyle geçmişe uzanıp gidiyorum. 1850-60’lı yıllarda yolu Bandırma’ya düşmüş Osmanlı Dr. Mağmumi’nin anılarına bakıyorum. Bandırma’nın bozuk yolları, müteahhitler eliyle çalınan kaderi, ama her şeye karşın ortada yaşayan bir organizma ve bir kent, sahil kasabası var. Biz, kentin bu yapısını ve yaşamını bile koruyamadık ve aslında ortada kabul etsek de etmesek de koskocaman bir ihanet var.! Acı ama gerçek ve kimse dünden bu günlere sarkmış bu ihanet tablosuyla yüzleşmek istemiyor.

 

Neden mi?

Çünkü, ayna da herkes ama eksik ama fazla kendisini görecek.! Yüzleşmekten, sorgulamaktan bunun için korkuyor, beylik sözlerin ardına  sığınıp, anı kurtarmanın derdine düşüyoruz ama kaçış ve kurtuluş yok.!

 

Ortada bir yapay zeka olsa ve biz mevcut ilkel zekalarımızı toptan bir yana bıraksak, acaba Bandırma’ya kurtuluşu için nasıl bir reçete yazardı.? O da mevcut acınası halimizi yorumlayıp,’ Allah kurtarsın’ mı derdi.!

 

Kendi içimizde tepişmeyi bırakıp, kentsel zeka ve kentsel iradeye sahip çıkalım. Ivır zıvırla ve kişisel ihtiraslarla uğraşmayalım.Aşırı siyasallaşma zekayı vuruyor. Karşınızdakinin CHP'li AK Partili veya İyi,Partili ve MHP'li olması, komünist,islamcı ya da liberal,sosyal demokrat olması daha da ötesi a-politik oması hiç önemli değil. Karşınızdaki insan ve insanı önemsemek ve gözetmek zorundasınız.İdeolojik yaklaşımların ve ön yargıların  hayat karşısında hiç önemi ve anlamı yok.

 

Not: 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü saçmalığınız kutlu olsun. Ortada aslında gün falan yok.! Basından sansürün kaldırılışının yıl dönümü gibi..

 

Esen kalın…