Bugün: 02.03.2021

ARICAN: GAZETECİYSEL BOYUN EĞMEYECEKSİN YA DA GAZETECİYİM DEMEYECEKSİN..!

ARICAN: GAZETECİYSEL BOYUN EĞMEYECEKSİN YA DA GAZETECİYİM DEMEYECEKSİN..!
Gazeteci-Yazar Arıcan,10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü değerlendirdi..13.01.2021 14:03

Ülkemizde, 1961 yılında kabul edilmiş olan ve gazetecilere kimi  yasal güvenceler sağlayan, 212 sayılı yasanın 4 Ocak’ta Meclis’te kabul edildiği günü, “çalışan gazeteciler günü” olarak, 60 yıldır kutluyoruz..

Gazeteciler olarak  kutladığımız ve kutlandığımız bir günümüz daha var; 2.Meşrutiyet’in ilanı ile birlikte 111 yıl  önce basından sansürün kaldırılışının yıldönümü..

24 Temmuz..!

Güldürmeyin insanı!..

Siyasal eğilimi, görüşü, inancı her ne olursa olsun, gazetecilik mesleğini icra etmiş ya da halen eden, bir  gazeteciye, 10 Ocak ile 24 Temmuz’un kendisi için ne anlam ifade ettiğini sorarsanız, alacağınız yanıt bellidir: Ne bayramı, ne kutlaması, güldürmeyin insanı..!

Çünkü, gazetecilik meslek ilkeleri, felsefesi ile hem bu mesleğe eğilimli olanlar hem de bu meslekle yıllardır cebelleşen insanlar açısından, ’iğneli fıçı’ ya girmek ve  sadece gazeteci kimliğine sahip olarak şahsınız değil, tüm Aile bireyleri hatta yakınlarınızla birlikte  hedef olmanız, saldırıya uğramak, vurulmak hatta bir şekilde yok edilip, öldürülme riski her daim yaşamınız için yeterli olan, ’bela’ bir meslektir.

Dedik ya, gerçekten gazetecilik mesleğini ‘adam’ gibi icra edip, gazeteciliğin mesleki gerekliliklerini yerine getirip, bu yola baş koyuyorsanız.. Bir anlamda, son günlerin jargonuyla; GAZETECİYSEN BOYUN EĞMEYECEKSİN..BOYUN EĞECEKSEN GAZETECİYİM DEMEYECEKSİN..!

5N1K..

Bunun da nedeni belli, Çünkü, dedik ya; gazetecilik mesleğinin tüm dünyada ve ülkelerde meslek   ilkeleri, tekniğinin başında ‘5N1K’,yani gazetecinin her olgu ya da olaya yönelirken, Ne oldu? Nasıl oldu? Neden oldu? Nerede gerçekleşti? Ne zaman gerçekleşti? Kim hakkında?.. sorularına  yanıt araması ve soru sorması gerekiyor..

Bu da yetmez…

Bu mesleği hangi ülkede, hangi bölgede ya da kentte yapıyorsanız, hem kişi olarak hem de gazeteci olarak, kendinizi her alanda geliştirmek, bilgi sahibi olmak, gazetecilik mesleğinin en az bir alanında uzmanlaşmak(Polis, adliye, hastane, eğitim, diploması, savaş, toplumsal eylemler, ekonomi, magazin, siyaset, Meclis, spor gibi… ) ufkunuzu ve vizyonunuzu geliştirmek zorundasınız… Meslekte ve büyük metropollerde medya kuruluşlarında bu ihtisaslaşma, görev ve alan paylaşımı var. Ancak, özellikle yerel medya kuruluşlarının ve gazetecilerin ne böyle bir olanağı ne de gücü var. Her işe birkaç gazeteci ile ulaşmak, haberlemek, köşe yazılarıyla değerlendirmek durumundasınız.

Farkında mısınız..?

Böylesine geniş bir alanda çalışmak ve haber yapmak, değerlendirerek toplumu bilgilendirmek ve bir yönüyle de eğiterek, yönlendiricilik görevini de yapan medya kuruluşları yani basın organları ve gazeteciler, köşe yazarları  Devlet adına ülkeyi yönetenler, siyasal iktidar ve muhalefet partileri, temsilcileri açısından ne kadar önemli ve günümüz demokrasilerinde Yasama-Yürütme ve Yargı’dan sonra güçler dağılımında basın, genel de lafta da olsa,4.kuvvet olarak kabul ediliyor ise, özellikle yabancı istihbarat örgütleri açısından da nasıl cazip ve iştah açıcı  bir alan…

İhmal ve boşluk,istihbarat örgütlerinin iştahını kabartıyor..

Osmanlı’nın son çöküş ve dağılma yılları, Mondros ile yaşanan süreç, işgal ve ulusal kurtuluş mücadelesi yılları ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş yıllarını anımsayın… Mustafa Kemal Atatürk ve yol arkadaşlarının başta Yunus Nadi, Halide Edip olmak üzere ulusal bir basın ajansına ve gazeteye duyduğu ihtiyacı anımsayın… Balıkesir’de Çantay’ın çıkardığı SES ve İzmir’e Doğru gazetelerinin üstlenmiş olduğu misyonu anımsayın... Anadolu Ajansı ve Hakimiyet-i Milliye, İrade-i Milliye, ülkenin uğradığı emperyalist kuşatmanın ve işgallerin karşısına ulusal set çekilmesinin, ulusu gerçek ve objektif anlamda bilgilendirip, milli bağımsızlık ve egemenliğin elde edilişinde en önemli araçlardı. Bir de Yunan’ın işgal günlerinde, işgalci Yunan’a yaslanıp ‘Adalet’ isminde paçavra çıkartan Bahriyeli Ali Sami gibi alçak ve hainleri anımsayın...

Ne yazık ki, günümüzde de Karen Foog’un( 2000 yılında AB Türkiye  Temsilcisi..) ya da Soros’a, FETÖ’ye  üç-beş dolar için biat etmiş içimizde emir er’leri, gazeteci kılıklı hainler ve ajanlar var… Ülke ve millet düşmanları… Akı kara, karayı ak yapmakta maharet isimler, bataklık çiçekleri.. Foog’un e-postalarının deşifrasyonu ile AB tarafından kullanılacak Kuvvetler: "Uyuyan Güzeller"... Tecrit Edilecek Kuvvetler: "Uyuyan Köpekler"i isim isim yayınlanmış, deşifre olan ajan gazetecilerle tanışınca şaşırmıştık..

Biz nerede yanlış yaptık,yapıyoruz..

99 yıllık Cumhuriyet tarihimizde, ne yazık ki, devlet ve siyasi iktidarlar da, muhalefet partileri de  medyanın ve gazeteciliğin, gazetecilerin ulusal bağımsızlığımızın ve egemenliğimizin tesisinde anlayamadı, dengeyi kuramadı.. Basın ve yayıncılık alanını, gazetecilerini ve yazarlarını koruyamadığı gibi mesleki açıdan çilekeş, sorunlu ve sıkıntılı alanda yaşamaya mahkum etti.. Tabii ki, el oğlu boş durmaz, kendi ellerimizle yarattığımız boşluğu bugüne kadar tepe tepe kullandı, kullanacak..

Sonuçta; 10 Ocak ya da 24 Temmuz’da gazeteciler, gerçek anlamda mesleki tüm sorun ve sıkıntılarından kurtuluşu, ülkenin ve milletin ulusal bağımsızlığını ve egemenliğini gerçek anlamda gerçekleştirip, pekiştirmesi ile  mümkün olup, gerçek anlamda bir bayrammışçasına kutlanıp, şenlenecek.

Gönen ve Bandırma’da Gazeteciler Günü..

Evet, gelelim, 10 Ocak’ın Bandırma ve Gönen’de kutlanmasına..

Gönen’de İlçe Emniyet Müdürü ve Kaymakam Arslan Yurt, birlikte İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde günün anlam ve önemine binaen, gazetecileri davet ederek hep birlikte pasta kesip, söyleşmiş ve  ‘çalışan gazeteciler günü’ nü kutlamışlar. Bunun dışında ne Başkan Palaz ve yönetimi(iki-üç CHP’li Meclis üyesi haricinde), ne siyasi partiler, ne milletvekillerinden Ahmet Akın haricinde hiçbir vekil, ne de sivil toplum kuruluş ve temsilcileri Gazeteler ve gazetecileri telefonla bile arama zahmetinde bulunamamışlar…

Bandırma’da tam tersi başta Başkan Tolga Tosun ve yardımcısı Metin Ok olmak üzere, CHP, Saadet ,DEVA, Gelecek partileri ile milletvekillerinden de Ahmet Akın, Yavuz Subaşı ve bir çok kişi ama basın kuruluşlarını ziyaret ederek ama telefon ya da  mesaj atarak, gazeteler ve gazetecilerin  10 Ocak’ını kutladı.

Pandemi ve gazeteciler..

Oysa ki, pandemi sürecinde örnek özverili mücadeleleri ile doktorlar ve sağlık çalışanları nasıl ki haklı olarak her türlü övgüye layıklarsa, aynı şekil de polislerimiz ve jandarmamız da özverili bir mücadele sergilediler. Ve paylarına Boğaziçi Üniversitesi’ndeki gösterilerde kimi aklı evvellerin ‘katil polis’ sloganları düştü.. Basın ve gazeteciler de pandemi sürecinde, her türlü riski göze alıp, haber peşinde  sokakları arşınlayıp, edindikleri haberleri sizlere, kamuoyuna ‘bilgi, bilgilenmek, öğrenmek hakkı kutsaldır’ diyerek taşımaya çalıştılar..

İşiniz, mevki ve makamınız ne olursa olsun, toplumsal dayanışma ve paylaşmak anlamlıdır, güzeldir…

İnanır mısınız,10 Ocak’ta basın kuruluşlarına başkan ve siyasi parti temsilcilerinin ziyaretlerinde en çok konuşulup, istişare yapılmaya çalışılan şey,  siyasetin gündeminde olan konulardı… Ayrımsız, hemen hiç kimsenin derdi de davası da, ne basın ne de gazetecilerin yaşadığı sorun ve sıkıntılardı.. Bir tek  Başkan Tosun, ziyaretinde  alışıla gelmiş kutlama çizgisini aşıp, basın ve gazetecilerin hatırını sorup, sorun ve sıkıntılarını dinledi, paylaştı… Milletvekili Akın’ın da bu ve benzeri konularda dayanışma ve paylaşımlarını dikkate almamak mümkün değil.

Buzlar adım adım çözülüyor..

15 Temmuz 2016 yılından bugüne bir gazeteci ve yazar olarak gazetecilik ve yazarlık yaşantımda üzerimdeki devlet ve iktidar kaynaklı, adliyeyi de, uyduruk ve kaydırık gözaltı ve soruşturmalar, yargılamaları da kapsayan baskı, takip, ortam dinlemeler, kumpas içeren tapeler dayatma ve zorlamalar büyük ölçüde kalktı.

FETÖ’cü 15 Temmuz darbe kalkışmasının bastırılması ile birlikte devlet, iktidar ve toplum nezdinde FETÖ’cü buzlar büyük ölçüde eridi. FETÖ yanı sıra diğer lejyonist, bölücü PKK ve siyasi uzantısı HDP’ye yönelik politikalar ve başarıyla gerçekleştirilen operasyonlar sonrası sadece basın ve gazeteciler dreğil, ülke ve toplum özlediği nefesi aldı, ciğerlerini büyük ölçüde temizledi..

Toplumda bir çok kesimin, hatta partinin iddia ettiği anlamda kuşkusuz dün olduğu gibi bugünde basın ve gazetecilerin, yazarların özgürlüğü, ifade hürriyeti gibi bir çok konuda ve alanda çözüm bekleyen bir çok sorun bulunuyor. Ancak, küresel güçlerin ve emperyal ülkelerin ve onların işbirlikçisi konumundaki örgütlerin ya da temsilcilerinin iddia ettiği anlamda, basın kuruluşlarının, gazetecilerin ve yazarların özgürlüklerinin olmadığı, kendilerini özgürce ifade edemedikleri gibi bu yöndeki itham ve iddialar, devlet ve iktidar tarafından bunların basın ve düşünce yaşamı içinde dünden bugüne sahip oldukları hareket alanının daralmasından kaynaklanıyor. Türk basınında yabancı istihbarat örgütlerinin ve ajanlarının cirit attığı, rahatlıkla kalem oynattıkları, istedikleri devlet ya da özel kurumu ya da kişiyi indirip-bindirme dönemi, küfür özgürlüğü dönemi, birileri adına operasyon yapma dönemi (arzu edilen düzeyde olmasa da) adım adım kapanıyor. Türkiye’de gelinen noktada, yazılı, sözlü, görsel basın ile gazetecilerin, yazarların, düşünce insanlarının mesleki kaygı ve endişeleri, yaşadıkları sorun ve sıkıntıların niteliği de, rengi de çok yavaş da olsa değişiyor..

Toplumun önemli bir kesimi de, basın camiası ve gazeteciler de değişimin ve dönüşümün farkında.. Arzu edilen ve taleplerimizi, beklentilerimizin karşılandığı bir noktada mıyız, HAYIR..! Daha katedilecek çok yolumuz var. Eksikler ve yanlışlar çok..

Daha gidilecek çok yolumuz var..

Tüm basın kuruluşlarının ve gazetecilerin, köşe yazarlarımızın, düşün insanlarımızın 10 Ocak’ını yada 24 Temmuz’unu ‘bayram’ diyerek dün de kutlamadım, bugün de kutlamıyorum. Bayram’ın gazeteciler ve düşün insanlarımız için niteliğine uygun bir anlamı olabilmeli.. Ne ortada 212 diye gazetecilerin çalışma yaşamını ilgilendiren ve bağlayan bir madde kaldı ne de basının üzerinden, gazetecilerimizin, yazarlarımızın üzerinden dün olduğu gibi bugün sansür kalktı…

Yine de ‘bayram’ günlerimizi anımsayan, şu veya bu şekilde kutlayan ve bizlerle o günün şerefine bir şeyler paylaşan her partiye her vekil ve belediye başkanlarına, her kamu yöneticisine velhasıl cümlesine  teşekkürler..

Esen kalın…


Etiketler: ENGİN ARICAN

Diğer GÜNDEM haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.