Bugün: 21.04.2021

ARICAN:KISIR TARTIŞMALAR VE İTİŞ-KAKIŞLAR..!

ARICAN:KISIR TARTIŞMALAR VE İTİŞ-KAKIŞLAR..!
Gazeteci-Yazar Engin Arıcan,kimi güncel insan ilişkileri ilme ilgili yaşanan sorunları değerlendirdi.08.04.2021 01:21
Son günlerde  Kent Konseyi Başkanı Dr.Murat Ergöz’ün bir yerel gazete  ve internet haber sitesinde yer alan beyanlarıyla aylar önce kurduğumuz  Son Kurşun Platformu  ve yönetiminde sorumluluk almış arkadaşlar değişik tartışmalara ve değerlendirmelere konu oluyor.


Platfom,başlangıç sorumluluğunu tamamladı


46 yıllık bir gecikme ile SonKurşun Anıtı’nın başlangıçtaki projesine uygun tamamlanmasına dönük girişim  ve çalışmalarımızın tamamlanmasıyla daha önce de yazdığım gibi, ben,SonKurşun Platformu’nun işlevinin fiilen son bulduğuna inananlardanım. 

Bulunamayan(!?) Anıt projesi bulunmuş, projeje ve çizimleri,harika bir çalışmayla Platform’un yürütmesinde görev almış Harun Algül,tarafından çizilmiş,keza Anıt’ın tarihçesi konusunda Serdar Polat arkadaşımız tarafından bir tanıtım broşürü hazırlarak,bellekler tazelenmiş ve başta belediye başkanımız Av.Tosun ve yönetimi yanı sıra diğer ilgili ve yetkili makamlara sunularak,Platform,işlevini başarıyla nihayete erdirmiştir.


Şimdi takip zamanı


 Platform’un başarıyla girişim ve çalışmalarını sonuçlandırmış olması,Anıt konusunda sonrası için ‘bizden bu kadar’ diyerek bir kenara çekilmesi ve konuya yabancılaşmaları anlamına da gelmemektedir.Tam tersi,Platfom’un kuruluşu ve çalışmalarında sorumluluk üstlenmiş tüm arkadaşlarımız konu hakkında ilgili ve yetkili kurum ve makamların,kişilerin Anıt’ın tamamlanması konusunda gerekli çalışmaları yapıp-yapmadıkları konusunda her Bandırmalı gibi konunun gönüllü takipçisi olacaklardır.

SonKurşun Platformu’nun girişim ve çalışmalarında,belediye başkanına gerekli sunumun ve bilgilendirmenin yapılması sonrası Platform yürütmesi içinde kimi anlamsız ve garip  davranış ve tavırların, dilim varmakta güçlük de çekse de  aykırılık ve ayrılıkların yaşandığı bilinen bir gerçek.Bunun yazılarımda açıkça detaylarını yazmasam da dolaylı olarak dile getirdiğim de biliniyor.

Ne oldu,neler,niçin yaşandı?


Sorun ve sıkıntıları
 kişiselleştirme hastalığı


Ben,yaşananları kişilere indirgemenin fazla anlamlı olduğuna inanmıyorum.

Toplum yaşamımızda insan ilişkilerinde yaşadığımız,hemen hepimizin tanık olup yaşadığı bir olumsuzluğumuz var.Birlikte,kollektif iş yapma ve birlikte bir şeyleri başarma ve başarıyı birlikte paylaşıp,başarılarılardan hep birlikte keyif almayı becerimiyoruz.

Egolarımıza yeniliyoruz..Toplumda,kamuoyu önünde her hangi bir sorun ve sıkıntının çözümünde doğal olarak öne çıkmış olmanın kişilerde neden olduğu,farklı kişisel hırslara, ortaklaşa çalışma ile başarılmış ne var ise bunu adam gibi hep birlikte sahiplenip, sen-ben davalarına düşmeden, itiş-kakış içine girmemeyi nedense beceremiyoruz.Bunun en büyük nedenselliklerinden birisi demokrasi kültürünü içselleştirememiz,ortaklaşa çalışmaya  yabancı olmamız ya da bilmemek olarak olarak  öne çıkıyor.


Sistem,kişilerin ve toplumu 
maymunlaştırıyor..


Bir de ortada çarpık hatta rezil bir durumun hepimizde yarattığı bir kanaat var.O da yaşadığımız toplumda kişi,bir siyasal parti, sendika, dernek ya da her ne ise bulunduğu ortam da bilgi, beceri, gayreti ile öne çıkıyor ise,hemen yaftayı paklatıyoruz: “Bu adamın acep derdi ne? Milletvelliğine mi,belediye başkanlığına mı,meclis üyeliğine mi,ilçe başkanlığına mı soyunuyor? Bu kadar gayretli ise,bunun bir gizli ajandası,kafasında bir hesap,bir amacı var gibi..’

Eğer,uğraştığınız konu akçalı bir konu ise,muhabbetler daha da çirkinlişip,’herhal bu kadar uğraşıyor ise yolunun peşindedir’ yaftasını bir anda yiyorsunuz..

Kişelere kızıp,takılmayın!


İnsan ilişkilerinin zehirlenmesi


Çünkü,sistem bu ve  günümüzde yaşamın çarkı ,kabullensek de kabullenmesek de böyle işleyip,dönüyor.İnsan ilişkilerinde sürekli bir çıkar ya da menfaat gözetiliyor.Ve bu öylesine korkulacak bir noktaya taşınıyor ki,susyal yaşamda ülkem için belgem için,kentim için,mahallem ya da apartmanım için sözüm var diyecek olanlar bile,bu tür insan ilişkilerini zehirleyen anlayış ve yaklaşımlardan ,tacizlerden bıkın usandığı ya da yerli-yersiz konu olmamak için  ‘lanet olsun’ diyerek bir kenara çekilmek zorunda kalıyor ve suskunluğa,küskünlüğe gömülüyor.

Arsızlığın,edepsizliğin,kural 
tanımanının sonu yok! 

Bu kez de,bu işler ve yaratılan acı tablo da payı olanlar,’ben demedim mi,bak hasıl susup,kovuğuna tıpış tıpış çekildi.Ben adamın..” diyerek,.yoksul atıl ve gönüllerini doyurmaya çalışıyor..

Sadece insan ilişkilerinin bu çirkin ve iflah olmaz niteliğinden sebap Bandırma’da toplumsal yaşamda öne çıkmış,gerçekten alanında başarılı,deneyimli,birikimli,girişimci,akıllı bir çok insanımızın  bulunduğu yeri hatta kenti terk etmek zorunda bırakıldığını bilirim.


Giden kişi değildir,
kendinizi aldatmayın!


Giden,küstürülen,kırılıp-incitilen bu kentin insanıdır..Keza,o insan nezdinde kaybettiklerimizi sıralamıyorum bile..Orur içindir ki, kentimizde ileri ve orta yaş kuşağı iyi bilir,bir yerde buluşup da,herhangi ciddi bir konuda, doya doyla sohbet edip,konuşup,tartışacağımız insan sayısı tükendi gibi..

Konumuza dönelim..

Kent Konseyi ve Dr.Ergöz!.

Yeri gelmişken;

Dr.Murat Ergöz,kentimizde son yıllarda girişkenliği,heyecan ve coşkusu,bilgisi,heyecanı ile öne çıkmış az sayıdaki insanımızdan biri..

Eksikleri yok mu,hangimizin eksiği yok!
Yanlışları yok mu,hangimizin yanlışları yok!
En başta, insanı insan olarak kabul edeceksiniz..!

Öncelikle vurgulayalım: Ne ülke de ne kentimizde, her hangi bir konuda farklı düşünüyor, farklı duruş ve davranışlar sergiliyor diye    kişiyi yok sayma,yok saydırma,ötekileştirme,bir şekilde afaroz edip,onu bulunduğu ortamdan, makamdan ayağını kaydırma, yalnızlaştırma gibi hiç kimsenin bir derdi  ve davası olamaz.

Biliyorum ve gözlüyorum,Bandırma’da  Belediye Başkanı Av.Tosun ve yönetimi döneminde Kent Konseyi Başkanı Dr.Ergöz ve Ergöz’ün yönetim anlayışı ile ilgili hemen herkesin diline ,sosyal medyaya kadar düşmüş sorunu ve sı
kıntılar var.


Başkan da ,Dr.Ergöz de  dertli!..


Bu sorun ve sıkıntının gittikçe politikleşip, particilik boyutu kazandığına da tanık oluyorum.Oysa ki,dert nedir diye baktığınızda,ortada konu edilecek ne var ise,fındık kabuğunu bile doldurmuyor.

Başkan,bu gibi insan ilişkileriyle ilgili sorun ve sıkıntılarda empati yapmasını seven,diyaloğa açık bir insan.İnsan ilişkilerinde kaybetmeyi değil,karşısındakini kazanmayı gözetiyor.Yalanı,riayı ve insan ilişkilerinde ihaneti sevmiyor.

Dr.Ergöz’de bu gibi konularda hassas biraz da inandığı konular konusunda ‘dik’ bir insan ama ‘dik’ durmak bir şey ‘diktlenmek’ başka bir şey!Dr.Erdöz, başlangıçta diklenme eğilimi gösteriyor olsa da, hangi szorunu konuşursanız konuşun,konu ve sorunlara akılcı ve hoş görülü bir davranış sergilemekte kesinlikle diyaloga açık ve somut adım  atmaktan kaçınmıyor.Pozilif bilimle haşır neşir olmuş ıolanların huyudur.Akılcıdırlar ve sonunda neyi tartışırsanız tartışın,masadan birbirinizi kucaklayarak,anlaşarak  kalkarsınız.

Oturup,konuşmak,demokratik bir organ da bir temsil sorunu yaşanıyor ise çözümü yine demakratik  zeminde aramak varken, niye, neden, niçin kişiler dert olarak ele alınsın ki!

Halk arasında bir deyiş vardır.SBeverim.Yolcuyu yokuşa sürmeyeceksin,derler..Aynı ülkenin ve kentin insanlarının kişisel değil,kentle ilgili konularda  konuşup,iştişareler de bulunurken,birbirlerini yokuşa sürmesinin ve yormasının,karşısındaki kişinin yorgunluğundan keyif almasının  anlamı var mı?

Ben,tüm bu ve benzeri insan ilişkilerinden kaynaklanmış sorun ve sıkıntıların samimiyet temelinde kolaylıkla aşılacağına inanıyorum.Platform  içinde bu geçerli.Bu ülkenin ve kentin insanlarının aralarında çüzüp aşamayacakları hiçbir sorun yok.Ülkenin de kentimizin de birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğu şu günlerde insanlarımızın arasını ancak pandemi açabilir..

Gerisi hikaye..

KİTLE TOPLUMU VE BİREY | İlim ve Medeniyet


Yabancılaşma Üzerine | sınıf mücadelesinde Marksist Tutum


Etiketler: ENGİN ARICAN

Diğer GÜNDEM haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.