Bugün: 09.07.2020

ARICAN:KORONAVİRÜS SALGININDAN 27 MAYIS DARBESİNE!

ARICAN:KORONAVİRÜS SALGININDAN 27 MAYIS DARBESİNE!
Gazeteci-Yazar Engin Arıcan, COVID-19 pandemisi ve 27 Mayıs darbesini Balıkesir POLİTİKA,Gönen GÜRSES ve SonKurşun gazetelerinde değerlendirdi.29.05.2020 00:03

ENGİN ARICAN

 

 

 

COVID- 19 pandemisi nedeniyle Mart ayının ortalarından başlayarak  Cumhurbaşkanlığının  ve başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere hükümetin almış olduğu kararlar nedeniyle bireysel ve toplumsal açıdan kısıtlamalar, yasaklar, karantina kararları, sokağa çıkma yasakları ile karşı karşıyayız..

Vakayı rakamlara indirgediğinizde olay netleşirken, aynı zamanda vakanın rakamlara indirgemenin yaşanan felaket tablosunu anlamsız kıldığını ve yaşananları kanıksadığınızı hissediyorsunuz.

Ülkemizin nüfusu 83 milyon ve  bugüne  kadar gerçekleşen  toplam test sayısı 1 milyon 873 bin 607, tesbit edilmiş vaka sayısı ise, 158 bin 762 kişi..

4 bin 397 yurttaşımız COVID-19’dan vefat ederken, bugüne kadar  iyileşen hasta sayısı 121 bin 507 ..Yaklaşık 1.500 yurttaşımız da hastanelerde yoğun bakım  ve solunum cihazına bağlı olarak tedavi görüyor, yani bir anlamda canı ile cebelleşiyor..

 

Dünyayı ve insanlığı mahvettiler..!

Bu insanlık ve ülkeler, toplum açısından öylesine garip ve çelişkili bir durum ki, örneğin, bir ABD ya da İtalya, İspanya, Brezilya’ya bakarak biz de gerçekleşmiş ölüm oranlarının düşüklüğüne bakarak ‘ ..yine iyiyiz.. iyi  atlatmışız.. bizdeki ölüm oranları düşük..’ diye içten içe sevinebiliyoruz..

Oysa ki, Ramazan Bayramı’nda içimizden kimisinin anası-babası ,evladı ya da bir yakını  4 binin üzerindeki insanımız ,gözle görme imkanımız bile olmayan, aşısı–ilacı bulunmayan bir virüs tarafından yaşamdan kopartılıp, alındı..

Öyle ki, canları ile cebelleşen insanlarımızın son anlarında onlarla  vedalaşma şansımız bile olmadı.. Naaşlarını yıkayamadık.. Üzerlerine kapanıp doyasıya ağlayamadık.. Namazlarını kılamadık.. Toprağa verirken bile son görevimizi adam gibi yapamadık.. Tek tek bir b..ktan bir virüs davasına selamsız sabahsız aramızdan çekip, gittiler..

Onun için ne Ramazan ayının ne tadı kaldı ne de Ramazan Bayramı’nı bayram gibi kutlayabildik..

Bir de,TV’lerde, gazetelerde COVID-19 virüsü ve pandemisi ile ilgili komplo teorileri, tartışmaları öylesine PR yapıyor ki, ’küfür’ gibi bir şey.. Ne yani, ölenler ‘birilerinin’ kirli oyunları davasına mı, bir bir değil, bin bin aramızdan kopartılıp, böylesi bir ölüme layık görüldü..!? Ağzımıza attığımız şeker ‘acı’ olmaktan çıkıp, ’zehir’ oluyor..!

Neyse..COVID-19 pandemisi nedeniyle yaşamını yitirmiş kardeşlerimize Allah’tan rahmet,kederli ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyoruz..

Virüs muhabbetinin farklı, başka boyutları da var..

 

İnsanı insana, insanı doğaya yabancılaştırdılar..

Türk milleti ve Müslümanların birbirleriyle ilişkisi farklıdır. Adet ve geleneklerimiz vardır.. İnsanımız yedi yabancıyı gördüğünde bile saygıyla selam verir, tokalaşıp, kucaklaşır.. Selamı da kelamı da severiz.. İnsani ilişkilerimiz  göstermelik değil, sıcaktır..‘Temas’ın bizler için farklı manaları vardır..Kuru kuruya selam vereni,görmezden geleni sevmez,görgüsüzlükle,yabanlıkla eleştiririz..

Bu,COVID-10 pandemisi ile vazgeçtik eşten dosttan aynı hanenin içinde eşimizden ve çocuklarımızdan aynı aile içinde ana-babamızdan,kardeşimizden,yeğenlerimizden  ‘sosyal mesafe’ ve ‘temastan kaçınmak’ adına uzak durur olduk..

 

Endişe ve korkularımızın esiri olduk..

Neredeyse eşler ve çocuklarla, ev de bile, cep telefonları üzerinden ‘whatsap’  uygulamalarıyla iletişim kurar olduk..Sokak kapısını açtığımızda komşunun kapısı açık ise,’n’olur ne olmaz’diye bekliyor,tüm güvenlik tedbirlerini alarak,ağzımızı-burnumuzu iyice kapatıp,dışarıya  ilk adımımızı atıyoruz..

COVID-19 virüsü her yerden ve her an çıkıp, üzerimize atlayabilir..!

Kötüden emsal olmaz denir ya, vazgeçtik kendimizden, bunlar tüm dünyayı ve insanlığı bir virüs davasına ‘manyak’ ettiler.. Öyle ki, 2019 yılı resmi rakamlarına göre, gripten dünyada 650 bin insan yaşamını yitirmişken, COVID-19’dan ölenlerin sayısı yaklaşık 250 bin.. Kızamık, tifo, kolerayı saymıyorum bile..

Bir de pişkin pişkin, ’sakın gevşemeyin.. daha kötülerine hazırlanın..’ diyerek tüm insanlığı ‘terbiyeli maymuna’ dönüştürmenin çabasını sergiliyorlar.. Öyle ki uçan kuştan bile, etrafımızda miyavlayarak gezinen kediden, havlayarak dolaşan köpekten bile nem kapacağız..

Ne diyelim: Allah, sonumuzu hayır etsin..!

 

***

 

Darbeciler ve Mustafa Kemal

27 Mayıs askeri darbesinin 60.yıl dönümü..

MBK adına Kurmay Albay Alparslan Türkeş tarafından Ankara Radyosu’ndan okunan ‘ihtilal’  bildirisinde şöyle diyordu:

“Bugün demokrasimizin içine düştüğü buhran ve son müessif hadiseler dolayısıyla kardeş kavgasına meydan vermemek maksadıyla Türk Silahlı Kuvvetleri, memleketin idaresini ele almıştır. Bu harekata Silahlı Kuvvetlerimiz, partileri içine düştükleri uzlaşmaz durumdan kurtarmak ve partiler üstü tarafsız bir idarenin nezaret ve hakemliği altında en kısa zamanda adil ve serbest seçimler yaptırarak idareyi, hangi tarafa mensup olursa olsun, seçimi kazananlara devir ve teslim etmek üzere girişmiş bulunmaktadır.”

Bu ve benzeri ‘ihtilal’ yani ‘darbe’ bildirilerini 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve 15 Temmuz’larda ezberledik.. ‘Darbeciler’in hepsi ulusal kurtuluş savaşımızın muzaffer başkomutanı ve Türkiye Cumhuriyet Devleti’nin kurucusu  Mustafa Kemal Atatürk’ün adını kullanarak ve onun ismi ardına  sığınarak ne yapacaklarsa yaptılar!

Cumhuriyet Türkiyesi’nin ‘makus kaderi’dir.. İster milliyetçi, halkçı, biraz ilerici, reformist hatta biraz da devrimci, muhafazakar, demokrat, liberal,İslamcı yani siyasetin sağ’ında sol’unda ya da ortasında bulunmanız hiç fark etmez,’söz milletindir’ dediğiniz an tepenize (iyi saatte olsunlar) yumruğu yersiniz..!

 

Bunların ‘anası’ kim ‘babası’ kim!?

27 Mayıs darbesi, ülkemizde gerçekleşmiş tüm darbelerin yada darbe girişimlerinin ‘anasıdır’ derler ya hiç  kimse  üretken ‘babasını’ layıkıyla sorgulamaz.. ’imtina’ edilir.. Çünkü, tehlikeli ve risklidir..! Biz, tehlikeyi de riski de göze alıp yazacağız: Türkiye’de 27 Mayıs dahil, gerçekleşmiş tüm askeri darbelerin ya da darbe girişimlerinin ‘babası’, ABD ve NATO’dur..!

Seçimler de açık ara tek başına iktidar olmuş,  CHP içinden çıkma, siyasete Mustafa Kemal’in teşvikiyle girmiş ve vekil olmuş, daha sonra CHP’den ayrılarak DP’yi kurmuş Başbakan  Adnan Menderes, Maliye Bakanı Hasan Polatkan, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’nun kaydırık uyduruk Yassıada ‘darbe’ mahkemesinde, ‘darbe hukuku’ ile cumhurbaşkanı,bakan, milletvekilleri, belediye başkanları, meclis üyeleri, parti  temsileriyle birlikte elekten geçirile geçirile  ellerinde kalan  beş yüzü aşkın insanın idamlarına varan, ’yargılanma’ süreçlerinden söz ediyorum..

Ötesi, bu ülkenin insanlarından… Bu ülkenin, cumhurbaşkanı ve halkın oylarıyla seçilmiş  başbakanından, bakanlarından, milletvekillerinden, belediye başkanlarından, meclis üyeleri ile parti temsilcilerinden söz ediyorum..

Tüm dünyanın ve milletin gözleri önünde darbeciler bu ülkeye, aldıkları kararların ve eylemlerinin utancını yaşattılar.. Daha da rezili, yaptıkları darbeyi ve idamlarla işledikleri cinayetleri bu millete yıllarca ‘bayram’ diye kutlattılar..

 

‘Ourboys’lar yine devrede..

Türkiye’de  askeri  darbelerin  ‘anası’ 27 Mayıs’ın üzerinden 60 yıl geçti..’Babası’ ve içimizdeki ‘ourboys’ları boş durmadı..Darbeleri darbeler,darbe girişimleri izledi..Darbe tarihimiz,kara ve kanlı bir sayfadır..Darbe döngüsünü millet devleti ile el ele FETÖ’cü 15 Temmuz darbe kalkışmasını boğarak, alışıla getirdikleri  kara kanlı oyunu bozdu…

Türkiye, ABD’nin CIA/Pentagon raporlarıyla yine  ‘ourboys’ları eliyle darbe tartışmalarını yaşıyor. 15 Temmuz’dan ders alınmış ki, ‘baba’ artık, darbeyi sandığa taşımanın, ‘demokratik güçler’ olarak nitelendirdiği paydaşlarıyla eski günlerinin özlemiyle yanıp tutuşuyor..

El mi yaman bey mi yaman.. Hep birlikte görüp, yaşayacağız…

Esen kalın..


Etiketler: ENGİN ARICAN

Diğer GÜNDEM haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.