Bugün: 18.09.2020

BİZLER VE 'OUR BOYS'LAR..!

BİZLER VE 'OUR BOYS'LAR..!
Gazeteci-Yazar Engin Arıcan,Türkiye'nin darbeler tarihi ve 12 Eylül askeri faşist diktatörlüğünün 40.yıl dönümünü değerlendirdi.14.09.2020 14:26

Askeri  darbelerin anası kabul edilen 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin üzerinden 60 yıl, 12 Mart askeri darbesinin üzerinden 49 yıl, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin üzerinden  40 yıl, 28 Şubat post modern darbesinin üzerinden 23 yıl, 15 Temmuz darbe kalkışmasının üzerinden de  4 yıl geçti..

97 yıllık Cumhuriyet Türkiyesi’nde yaşanan  rezilliğe bir bakın..!

Adeta canı sıkılan milli iradeyi şu ve ya bu gerekçe ile silah zoru ile rafa kaldırıp, milletin ordusunu, polis gücünü, yargıyı  seferber edip, Anayasa’yı ve TBMM’ni tatil edip, saltanatını ilan etmiş..

İster kabullenelim ister etmeyelim, bu anti-demokratik döngü Ak Parti’nin siyasal iktidarı ve lideri Erdoğan tarafından ters yüz edilip, milletin iradesi esas kabul edilerek, hem darbe severlerle hem de darbecilerle hesaplaşmak, bir cesaret konusu olmaktan çıkartılıp, demokratik yaşamımızın gün geçtikçe vazgeçilmez  miheng  taşı oldu..

Türkiye,18 yıllık AK Parti iktidarında, Cumhuriyet tarihinde ilklere tanık olurken, FETÖ’cü 15 Temmuz darbe kalkışmasını milyonları sokaklara ve meydanlara dökerek, devletinin ordusu ve polisi ile milli iradenin hunharca boğazlanmasına  yol vermedi..

Anımsıyor musunuz?

27 Mayıs’tan başlayarak 12 Mart,12 Eylül,28 Şubat ve 15 Temmuz darbe kalkışmalarının hepsinin ortak bir yönü vardı; Darbeciler, yönetimi zorla el koydukları ve ilk darbe gerekçelerini  beyan ettikleri bildirilerinde, adeta aynı kalemden çıkmışçasına ulusal Kurtuluş Savaşımızın muzaffer komutanı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk’ü  kendilerine basamak yaparken, O’nun ardına gizlendiler…

Bir şey daha yaptılar; Her darbe ilanında ve bildirisinde  ABD ve AB’ye, NATO’ya, uluslararası finans kuruluşlarına selam çakmayı ihmal etmediler. Ulusal bağımsızlık ve ulusal egemenlik, darbe severler ve darbeciler için sadece laf-ı güzahtı…

Zaman içinde her darbe belasına tanık ola ola, her darbenin  karanlık, kirli ve kanlı sonuçlarını yaşaya yaşaya   darbe severlerin ve darbecilerin aslında birer ‘Our boys’ olduğunu da öğrendik.. Böylece siyasal ve sosyal literatürümüze  bir kavram daha girdi: ‘Our boys’..!

‘Our boys’ların ne ulusal bağımsızlık ne de ulusal egemenlik hattı ne vatan ne de millet diye bir dertleri vardı.. Bakmayın siz, ceplerinde taşıdıkları TC kimliklerine yada  içinde yazılanlara.. Her ne kadar 15 Temmuz  darbe kalkışmasında ruhlarını teslim almak için 1 ABD dolarının bile yettiğine tanık olsak da, hepimiz biliyoruz ki, bunların dünyası 1  ABD dolarından ibaret değildi..

Ulusal bağımsızlık ve egemenlik kavramları, aynı zamanda bu millet için ateşten gömlektir.. Keza, bu milletin tarihinden gelen bir özelliği de var: Bedeli ne olursa olsun, ateşten gömlek giymeye bayılır..

Hatırlasanıza..!

FETÖ’cü 15 Temmuz darbe kalkışmasında F-16’lara,tanka, topa, makinalıya yumruk sıkan, tankın paletlerinin altına yatan, elde bayrak, ölümün üzerine koşuşturan bu millet değil miydi? Varlığı, vatanı, bayrağı, ulusal onuru söz konusu olduğunda ölüme sevdalı dünyada başka bir millet var mı?

Aynı Çanakkale’de yaşandığı gibi.. Gelinlik damat-kızlar gibi kınalı cepheye koşup, başında patlayan topların ateşinde sığındığı mevzide namaz kılıp, kardaşlarıyla helalleşip, Yaradan’ına sığınıp, ölüme sevdalı yiğitlerin sergiledikleri destansı  direnişin yani  onların çocuklarıyız..

Bu çocuklarla, ‘Our boys’ ların hiçbir ortaklığı yok.. Ne kaygıları, ne üzüntüleri ne sevinç ve mutlulukları bir. Aynı coğrafyada, bizlerin vatan bellediği topraklar üzerinde iki ayrı cins ..!  Buyrun, bu ‘Our boys’ları hangi kategoride değerlendiriyorsanız, değerlendirin..!

Dedik ya, son yirmi yıldır Türkiye Cumhuriyeti, ilklere tanık oluyor diye.. Bir yandan darbecilerin hışmına uğrayarak can vermiş insanlarına iade-i itibar eylenirken, Yassıada, utanç adası olmaktan kurtarılıp, Demokrasi ve Özgürlükler Adası olarak tescillenirken,12 Eylül’ün 40.yıl dönümünde vesayete karşı milli iradenin bir kez daha dillendirildiği sempozyuma ev sahipliği yaparak, salt 12 Eylül değil, ülkenin darbe tarihi ile hesaplaşılıyor..

Zamanın sarkacında ülke ve millet, adeta yıllanmış uykusundan silkinerek, uyanıyor. Darbeler dönemi bitti..! Artık, bu ülkede darbe severlerin ve darbecilerin işi zor mu zor..! Efendileri, bile ağız değiştirmek zorunda kalmış.. Darbe ile değil, seçimle devirip,değiştireceğiz..’Our boys’ larımız sağ olsun diye  hala karanlık, kirli ve kanlı hesaplar peşinde olsalar da işleri zor mu, çoook  zor..!

Darbeler ve kalkışmalar sürecinde şehit düşmüşlere Allah’tan rahmet, gazilerimize uzun ömürler diliyorum.. Biliyorum ki, asıl yara ailelerinde, çocuklarında hala diri ve kanıyor…Bu kanayan yaranın ilacı maalesef yok..! Ulusal birlik ve beraberliğimizi diri tutalım..’Our boys’lar ve Efendileri hala bir umutla beklemedeler..

Esen kalın..


Etiketler: ENGİN ARICAN

Diğer GÜNDEM haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.