Bugün: 27.10.2020

BU NASIL ALIŞVERİŞ?



Aslına bakacak olursam yıllardır eleştirdiğim lakin bu aralar unuttuğum bir konuya değinmek istedim. Bu yazımda ama başlamadan evvel ticaretin ya da alışverişin ne olduğu konusunda sanırım hepimiz hem fikiriz değil mi? Örneğin; bir mal, ürün ya da hizmeti elde etmek için belli bir miktar bedel öderiz ve nihayetinde mal bizim olmuş olur. Yani bir değiş-tokuş durumu söz konusudur. Karşı taraf size bi şey versin ki siz de ona bir şeyler verin. Buraya kadar her şey tamam ama hiç bir şey verip de karşılığında bir şey alamadığınız oldu mu? Durun durun yormayın kendinizi eskilere de gitmeyin, gerek yok! Ben sizin adınıza haddim olmayarak işinizi kolaylaştırmak gayesiyle cevap vereyim. Eminim olmuştur. Hem de belki her gün defalarca. Hem de öyle bir şey veriyoruz hatta bir şeyler veriyoruz ki, içinde fosfat, potasyum gibi birçok mineral, birçok canlı, yetmezmiş gibi protein ve su bir de açığa çıkan atmosferimizin %78’ine tekabül eden Azot gazı, Karbondioksit ve Metan gazı, bir de saymayı unuttuğum birçok şey bunun yanı sıra. Şimdi diyebilirsiniz, iyi de ağabeyciğim bunun bize ne faydası var? Fazlası varsa verelim, havada suda bulunan şeylermiş sonuçta. Öyle ama en son ne zaman bu kadar bonkör oldunuz? Çoğu kez bilmediğiniz konular üzerine. İşin aslı öyle değil aslında. Anlayanlarınız çıkmıştır elbet fakat neyden bahsettiğimi anlamayanlarınız için de bu şeyin faydalarından bahsedecek olursam sanırım daha açıklayıcı olur. Böylece anlamayanlarınız da anlamış olur bir nebze yazının en sonunda bu şeyi açıkça belirtecek olsam da. Faydaları, faydaları… 
Mesela bu şeyi yiyip hayatını idame ettiren canlılar mevcut, bu şeyle ısınanlar da var, bu şeyin içinde bizim bilgilerimiz de var, bu şey sayesinde hastalığımızı teşhis eden doktorlarda var, bu şeyin içinde bulundurduğu bakteri, mineral ve proteinle gelişimini sürdüren canlılarda var ya da bu şeyin muhafaza ettiği fosillerde var ki bazen tarihi aydınlatmamıza yardımcı oluyor bu şey. İşte bu şeyden bahsediyorum biraz “kof” tan bir konu ama verdiğiniz bu şeyin şimdi ne kadar da değerli bir şey olduğunu anlamışsınız ve Vay arkadaş! Biz neler veriyormuşuz?! Diyorsunuz içten içe. Bunların farkında olanlar zaten öyle kolay kolay vermiyorlar bu şeyi, bir de bunu inceleyenlere arkeolog ya da bilim adamı diyoruz. Yani herkes faydalanıyor bu şeyden. Konudan çok sapmamın farkında olarak konumuza dönecek olursam, biliyorum günümüz kafelerinde çay, kahve ve ya yiyecek çok pahalanmış olsa da pahalanmadan evvel de gözümden kaçmayan bir konu bu. Hadi biraz daha iyimser olup günümüz kahvehanelerini baz alacak olursam oralarda hala daha çayı 1 TL’den 1,25’den ya da 1,50 TL’den içiyoruz. Tamam bu meblağları veriyoruz ama karşılığında en azından hele bir de soğuk bir günse sıcacık bir çay içmiş oluyoruz. Neyse bunu da içtiğimize göre bir tane daha içiyoruz bir tane daha içiyoruz sonra Ahmet’in dıdısının dıdısı falan geliyor e muhabbet de dönüyor bir tane daha içiyoruz saatler geçiyor muhabbeti bırakamıyorsunuz haliyle karnınız acıkıyor bir de tost söylüyorsunuz yanına ooh! Mis! Eee… sonra? Gelelim “neticeye”  o malum işi yapmak üzere ayaklandınız bir de gittiğiniz kahvehanede tuvalet yoksa, eyvah, yandınız! Hadi bakalım hususi işinizi yapmaya “umuma” gidiyorsunuz. Umumi tuvalete, içeriden gelen keskin kokular ve hoş olmayan görüntüler karşınızda, üstelik kapıda da bir bekçi, sizden 1 TL – 1,5 TL para istiyor, Hoppalaa.. Ne olacak şimdi? Çay’a zaten 1 TL para verdiniz tuvalete de 1,5 vereceksiniz?  Bu nasıl alışveriş hemşerim? Ben, benim bilgilerimi taşıyan hususi şeyimi umuma açıyorum, mahremimi veriyorum bir de üstüne para veriyorum içinde bir çok şeyle birlikte tabi ki . Karşılığında ne alıyorum belki hizmet, ya da insanın tabiatında olan ve en doğal hakkı olan tuvalet ihtiyacımı karşılama hakkını elde ediyorum. Evet parayla!
Çalışanlara olmasa da söz söylemeye sebebim, 
yine de vardır elbet söyleyeceklerim 
Temizliğe önem vermeyene,  
Çalışmayana vermeli eğitim 
Eğitim yoksa da olmalı denetim…

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 79