Bugün: 27.10.2020
  • Ana Sayfa
  • »
  • EGE’NİN GENÇ KURDU’NUN ANISINA

EGE’NİN GENÇ KURDU’NUN ANISINA





Türkiye’nin en güzel, en gelişmiş, en kalabalık modern şehirlerinden birinde, belki de batının en güzide körfezlerinden birine sahiplik eden İzmir’de şehrin göbeğinde, bir de ilim irfan yuvasında Türkiye’min köklü üniversitelerinden üzerinde güneşlerin açacağı yerde Ege Üniversitesi’ne 5 yıl evvel çöken bir gölgenin altına düşen bir kan pıhtısında ay yıldızın yansıması yüreklere bir mermi gibi vurdu. Tarihi anlatacağı yerde tarih onu her 20 Şubat günü yazar oldu. Fırat YILMAZ ÇAKIROĞLU, 24-25 yaşlarında belki de her üniversiteye adım attığımız da kalbinde vatan aşkının olduğunu bildiğimiz sıra arkadaşlarımızdan biri gibiydi. Bir son sınıf öğrencisi tarihçi. Artık Cumhuriyetin kara bir lekesi haline gelmiş hain terör örgütü PKK’nın ve yandaşçılarının üniversitelere kadar girmesinin sonucu okulunun kantininde bıçaklanarak öldürülmüş bir genç. Burada bu minvalde bu yazıyı okuyanlar ya da okuyacak olanlar belki de benim ülkücü düşünce de biri olduğum kanaatindeler. Hayır, değilim ama vatanını seven bir üniversite öğrencisinin de kendi üniversitesinde hem de mezun olmak üzereyken genç yaşta haince öldürülmesine göz yumacak kadar kalpsiz de değilim. İstediği düşünce de yahut inançta olursa olsun terör örgütü propagandası yapan yahut Terör örgütü mensubu olup ta vatan hainliğine bürünmüş çakal sürüsü (ki vatan hainliği ve terörizm bir ideoloji ve inanç sistemi değildir) hariç, yapılan bu saldırıların bu kalleşliklerin hepsi benim için aynı kapsama girmektedir. Haince üstüne üstlük yalnızca bir üniversite gencinin değil, binlerce vatan evladının canına, annelerin, çocukların ve her kesimden insanın ölmesine sebep olmuş bir emperyalist hizmetlere köle olmuş bir örgütün aldığı cana sessiz kalamam. Kimse de kalmamalı çünkü düşman ortak. Bu düşmanlar karşısında kaybedilen evlatlar hepimizin evladı abisi kardeşi arkadaşı. Şimdi bende ona, en yakın arkadaşlarının seslendiği gibi seslenmek istiyorum sesimin yettiği kadarıyla. “Yüzünde vatan gülüşü olan arkadaşım, abim gösterdiğin mücadele ve dik duruşun kurtlara yakışır biçimde ve yeterli her Türk gencinin vatanına olan aşkını kabartmaya, Ey Ege’nin genç kurdu! Merak etme terörizmin kanlı, leş kokulu kollarına bırakmayacağız ne üniversiteleri ne de yurdu!”
                                  ***
Ailelerinin üniversiteye eğitim alıp kendi ayakları üzerinde gözleri kapalı gönderdikleri evlatları, kendi üniversitelerinde canlarına kıyılmış bir vaziyette buluyorlar. Peki bunun sorumlusu kim? Üniversite güvenlikleri mi? Güvenliğin bağlı olduğu özel şirketler mi? O şirketle anlaşan üniversite rektörler mi? Yoksa o rektörü oraya atayan ve ülkenin köklü üniversitelerinde İzmir gibi bir yer de güvenliği sağlayamayan kişi veya kişiler mi? Gerçi bir de Ankara patlaması var yakın tarihte araştırılması gereken ama neyse o başka bir konu. Ona şimdi değinmeyeceğim. Gençlerin üniversiteler de kendilerini eğitimlerine adamak yahut özgür bir ortamda bilimsel tartışmalar yaparak kendilerini geliştirmek yerine can güvenliğini düşünmeye zorlamak bir nevi en temel haklardan biri olan eğitim hakkını elinden almak değil midir? 90’lardan bu yana orman yangınlarından kundaklamalara, silah kaçakçılığından uyuşturucuya ve çok fazla can kayıplarına sebep olan hem bombalı hem de silahlı saldırılarda bulunan bu eli kanlı dağdan inme terör örgütüne elini kolunu sallaya sallaya üniversite içlerine kadar girmesine müsaade edilmemeli, geleceğin aydınlarını üniversitelerde zamanı gelince yanıp sönen bir mum ışığı misali yitirmemeli. Güvenlik önlemleri arttırılmalı, güvenlik şirketleri ve çalışanları bilinçlendirilip,  suçu işledikten sonra değil de üniversite kayıdı yapmadan evvel güvenlik soruşturmasına tabii tutulup terörle bağlantılı bulunan kişilerin üniversitelere girişi engellenmeli kanaatindeyim. Biliyorum bu dediğim çok zaman istese de zamandan tasarruf etmek de canları, hele vatan istikbaline katkı yapacak aydın gençleri kaybetmek değildir diyorum ve yazımı sonlandırıyorum.

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 109