Bugün: 27.10.2020

HASTALIKLI ULAŞIM



Halkla iç içe olmanın en güzel yolu Devlet Hastanesi – Çarşı arası seferleri yapan şehrin “Hastane” otobüsüne binmektir. Siyasilere ve siyasete atılacaklara nacizane tavsiyem. Hele bir de Bandırma’da yaşıyorsanız ve de Bandırma’da öğrenciyseniz. Üniversiteli gencinden, lise öğrencisine, lise öğrencisinden yaş aralığı 28-88 olan hasta vatandaşına yahut hasta yakınlarına. 50 kişilik otobüslerde 350 kişiyle seyahat etme şansına sahip olursunuz. İç içe, omuz omuza… Tamam 350 sayısı biraz abartı oldu belki ama o kadar çoktular ki, ben sayamadım içindekileri. O yüzden biraz mübalağa yapma gereği duydum. Bu birlik beraberlik, en önemlisi bu zor günlerde bizlere dayanışma içerisinde bulunduranlara teşekkürlerimi borç bilirim. Liselerin tek bir alana taşınması ile derli toplu bir eğitim düzeni sağlanmış olsa da bozulan ulaşım düzeni oldu. Bende bozulmuş bu ulaşım düzenine parmak basmak istedim. Hasta vatandaşlarımızla evlatlarımızın aynı otobüslerde içli dışlı olmaları bir yana en azından birbirlerine bu kadar yakın olmalarına gerek var mı? Hele bu soğuk, bulaşıcı hastalıkların kol gezdiği günlerde. Sıkı sıkıya giyinmek, tedbirimizi almak, elbette bizim sorumluluğumuz da ama bir öğrencinin ya da hasta olmayan bir kişinin bu kadar birbirleriyle  yakından temasta bulunması, ne kadar sağlıklı? Diyelim ki hastalık ya bu, bulaştı. İlk günler anlamadınız tabi, sonraları belli etti kendini ama okulunuza da gitmek zorundasınız. Gittiniz, arkadaşlarınızla sohbetiniz olacaktır elbet, en basitinden sınıf yahut kantin ortamında soluyacaksınız aynı havayı. Sizden ötekine bulaşacak, ötekinden diğerine, öteki eve gidecek aile bireylerine bulaştıracak sonra bir salgındır başlayacak. Millet hastanelere akın edecek, hastaneler de sıralar oluşacak, hatta bazıları işini ilk günden halledemeyip ikinci günde iyileşmek için hastaneye gidecek otobüslere binip, daha çok hasta olup o zaman halledebilecek. Görüyorsunuz nereden, nereye… Ayrıca sırf gençler, öğrenciler açısından değil, hasta vatandaşlarımız için de durum zor. Nihayetinde bu onların tasarrufunda olan bir husus değil. Bu yüzden biraz da onlara değinmek lazım tabi. Yorgun, hasta, kırgın halleriyle havasız insan aracına biniyorlar hem de oturacak yer bulamama, sıkış tepiş gitme pahasına. Bir de gırla gürültü kirliliği tabi. Hasta halinizle bindiğiniz olmuştur elbet. Düşünün o halinizi, ya başınızı kaldırmaya dermanınız yok, ya da biri bardağı taşıracak son damlayı damlatacakmışçasına bardağınıza, tahammülünüz yok. Allah muhafaza, laf dalaşı, yanlış anlaşılma falan derken aslında ulaşımdan sebepten bir kavga! Biraz uçuk, belki de şuan buraya yazdığım için aklımdan kaçık bir düşünce olacak ama halbuki hastane taşınsa, ya da ek seferler, liselere ve üniversiteye ayrı araçlar konulsa olmadı küçük araçlar kaldırılıp, yerlerine büyük araçlar konulsa yahut araçlara takviye yapılsa, biliyorum bunlar basit, küçük olmayıp aynı zamanda, maddi açıdan külfetli bir iş olsa da istemek bedava, hayal etmek bedava, belki bir gün olur diye umutlarımızı, her gün yaptığımız gibi Bandırma’nın dinmeyen engin rüzgarlarına bağlamak da bedava. Günün birinde eser de çalınır diye bu sesimiz, çalınılması gereken kulakların her birinde, bir gün bir kasırgaya dönüşür diye. İşte böyle biz Bandırmalılar olarak rüzgarlarına bağlarız isteklerimizi, umutlarımızı, yaşantılarımızı….
Saygılarımla…

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 72