Bugün: 18.09.2020
  • Ana Sayfa
  • »
  • TARİHİN TEKERRÜRÜ AVRUPA`YI KORKUTUYOR MU?

TARİHİN TEKERRÜRÜ AVRUPA`YI KORKUTUYOR MU?






Öncelikle geçtiğimiz günlerden bu yana kavurucu sıcakların insanlığı kuruttuğu Suriye coğrafyasında inatla kurumayan, kanayan yaralarımız olan “can”larımızın, canımızın en ücra köşelerinde bile sızlayarak adeta titre ve kendine gel, dedirten nidası ve edasıyla bizlere seslenen şehitlerimiz için ruhları şad olsun, gazilerimize ve yaralılarımıza geçmiş olsun, şehitlerimizin ardında bırakmış olduğu ailelerine de başsağlığı diliyorum. . Benim de bu konu hakkında BİRKAÇ söylemek istediğim olsa da bu işin SİYASETİ OLMAZ diyerek susuyorum. Eleştirdiğim birkaç insan gibi olmamak için. Önce susup, düşünüp akabinde mantık çerçevesinde konuşmak yahut fiiliyata geçmek ziyadesiyle iyidir. O yüzden fazla bir şey söylemeyeceğim bu konu hakkında ki zaten hepiniz az çok, doğrusuyla yanlışıyla, taraflı veya tarafsız bir şeyler biliyorsunuz. Hoş bu işin tarafı olmamalı ama olanların ise hangi kategoriye girdiği malum.
 
                                           *** 

Bir diğer konu ise göçmenler, biliyorsunuz ki kapılar açıldı. Göçmenler Yunan sınırına dayandı. Avrupa birdenbire bizden yana olacağı tuttu. Yine yüksek miktarda meblağlar konuşuldu. O sırada bizleri barbar olarak niteleyen Yunanlıların, silahsız ve daha iyi bir yaşam standartları için Avrupa’ya geçmek isteyen insanlara önceleri gaz ve sis bombalarıyla akabinde coplu, dayaklar ve gerçek mermiler kullanıldı. Hatta bir göçmen hayatını kaybetti. Evet, bize her fırsatta insanlık dersi vermeye kalkan Avrupa’nın üye devletlerinden biri tarafından. Biz yapmadığımız halde yapmış olsak eminim bu dünyanın alakasız çok sayıda ülkesi tarafından kınanır, hatta soykırım diye bile nitelendirilebilirdi. Peki konumuza dönecek olursak Avrupa’nın bir anda yanıp tutuşması, bizden yana olması, elinden geleni insanlıktan çıkarak ardına koymamasının sebebi ne? Ben size söyleyeyim başlıktan da anlayacağınız üzere tarihin tekerrürü. Nasıl mı? Bakın kavimler göçünde Orta Asya’dan gerek kıtlık gerek savaşlar yüzünden önlerine kata kata gelen kavimlerin farklı kollara ayrılıp, kendilerine uygun gördükleri yerlere yerleşmesidir. Yerleşen bu kavimler sadece yerleşmekle kalmayıp halihazırda orada bulunan toplumların demografik yapısını sosyo-kültürel yaşam tarzlarını ekonomilerini dinlerini hatta ülke sınırlarını değiştirmiş sırf onunla da kalmayıp bazı ülkelerin yıkılmasına, yeni devletler kurulmasına sebep teşkil etmiştir. Günümüze döndüğümüzde Avrupa açısından yine doğudan gelen farklı kültürleri ve inançları barındıran toplu bir göç söz konusu. Gitmezler ya oldu da göçmenlerin hepsinin bizden gittiğini varsayarsak, uğrayacakları ilk yer başarabilirlerse tabi, balkan ülkeleri ve baktığımız zaman 2020 yılı verilerine göre Yunanistan’ın nüfusu geçen yıla nazaran 720 bin kişi azalma gösterip 10,403,269, Bulgaristan, 6,975,939 Macaristan 9 Milyon 673 bin 889, Avusturya, 8 milyon 988 bin 644, Çekya; 10 Milyon 701 bin 565, Sırbistan 8 Milyon 757 bin 192, İsviçre 8 Milyon 620 bin 684, Slovakya, 5 milyon 458 bin 621, Hırvatistan 4 milyon 177 bin 778, Bosna Hersek 3 Milyon 835 bin 645, Slovenya 2 milyon 64 bin 188, Arnavutluk 2 Milyon 877 bin, Kosova 1 Milyon 810 bin, Karadağ 628 bin kişilik nüfusa sahip.  Şimdi sadece Türkiye’de ki kayıtlı olan 3,5-4 milyon arası Suriyeli göçmenin bu ülkelere gittiğini düşünün. Avrupa’nın azalan yıllık doğum oranlarına nazaran Suriyelilerin yüksek doğum oranlarını düşünün ki hatta size yardımcı olması açısından rakam da vereyim Türkiye’de her yıl 350 ile 400 bin arası Suriyeli doğmakta. Bu hesaba göre Karadağ dediğimiz ülke iki yıl içerisinde yok olur. Kültürel ve toplumsal asimilasyon söz konusu ki bu da korkmaları için gayet normal. Onlar için işin dini boyutunu hesaba katmıyorum bile. Yalnız bu da değil tabi tarihin tekerrür ettiği nokta. Doğudan gelen, zamanında Cengiz Han’ın bunu bir silah olarak bile kullandığı küresel bir salgın olan Kara Veba’nın Avrupa nüfusunun yarısına yakınını yok ettiğini tarih ve tarihçiler yazar. Şimdiye baktığımız da ise durum çok da farklı değil. Tamam o kadar çok ölüme sebep olmasa da, henüz önüne geçilmiş değil bu Koronavirus’ün. E bu ikisinin sentezine baktığın zaman ise Ortadoğu ülkelerinde daha çok görülen bu virüs ve ortadoğudan gelen bir sürü insan. Onlar için adeta çifte bela?! Ama işte tarihin akışının önüne, tekrarına engel olamıyorsunuz bilinen ilk insandan bu yana insanlar dönem dönem göç hareketlerinde bulunmuşlardır neticesinde ve dünyanın ve zamanın özü ve özünde olan değişim mutlak var ve var da olacaktır diyip sözlerimi burada noktalamayı uygun görüyorum. 
Sağlıcakla kalmanız dileğiyle…

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 150