Bugün: 18.09.2020
  • Ana Sayfa
  • »
  • ULUSAL BAĞIMSIZLIK VE ENERJİ

ULUSAL BAĞIMSIZLIK VE ENERJİ


 

 

Geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın müjdeli haberi kesin ve açıklıkla tüm Türk Milleti ve Dünya’ya duyurmasıyla birlikte yeni gündem Fatih Sondaj gemimizin yaklaşık 2300 metrede 9. sondaj denemesinde bulduğu 320 milyar metreküp doğalgaz rezervi oldu. 20 Temmuz’da Batı Karadeniz’e hareket eden Fatih Sondaj Gemisi,  23 Ağustos’ta yabancı şirketlerin tüm aramalarına rağmen bulamadığı doğalgaz rezervini, bahis konusu sondaj deneme rakamları göz önüne alındığında üstün başarı ile görevini tamamladı. Haberin kesin olarak devlet büyükleri tarafından duyurulması ile birlikte her vatandaş gibi bizler de ülkemizden gurur ve kıvanç duyduk. Nitekim bu haber sadece Türkiye Cumhuriyeti tarihi bir yana, II.Abdülhamid döneminden itibaren petrol ve doğalgaz yolculuğunda Türk Devleti’nin kendi öz kaynaklarını yabancı devletlerin  eli dışında,  ulusal kaynakların, ulus eliyle, ulus için kullanılabilmesine tarihi bir damga vurdu. Bu adım, bir anlamda bağımsız ekonomik sistemimize uzatılan ellerin, ekonomik bağlayıcılığı bulunan prangaların, bıçak gibi kesilip atılması anlamına geliyor.

  Türkiye, kendi imkanlarıyla, millet ve devlet için çalışan emekçileriyle, yeni bir rota çizmek için, askeri ve siyasi iradenin yanında, jeopolitik ve jeostratejik yeraltı zenginliklerini tespit ederek, kendi ayaklarında üzerinde durabilmek için milli ve bağımsız ekonomik bir sistemin temellerini atan, önemli adımlar atıyor. Özellikle dış politikada Türkiye’nin konumunu ve elini güçlendirmek, diğer yandan ekonomik sistemi rahatlatarak, yeni istihdam sahaları için kaynak oluşturmak, enerji bakımından dışa bağımlılığı azaltarak, bağımsız ve Asya-Avrupa ayağının yanı sıra, Akdeniz, Ege ve Karadeniz’de daha kararlı adımlar atan bir Türkiye için, işte gerçek anlamda müjde bu anlama geliyor. Türkiye’nin doğalgaz rezervlerine 3 sismik ve 3 sondaj gemisinin devlet eliyle gerçekleştirilen başarısının getirilerini göz önüne alarak,  tarihsel bağları ve tecrübesiyle 21. yüzyıl içerisinde eski süper güç Türkiye’den işte bundan dolayı korkuyorlar. Çünkü 19. yüzyılın son çeyreğinden başlamak üzere Sultan II.Abdülhamid’in yeraltı kaynaklarını koruma stratejisinin yetersiz kaldığı Türkiye, çabalamaktan öte, kesinkes kaynaklarına sahip çıkıyor ve bu kaynakları rasyonel bir şekilde kullanabilecek adımlar atarak, Batı’nın bekletme ve geçiştirme politikalarına ters düşecek şekilde, ‘ABD kırılır İngilizler üzülür’ demeden, kardeş Türk İli Azerbaycan ve Rusya ile sıkı ilişkiler kurarak, palazlanmaya, gelişmeye ve büyümeye çalışıyor.

 İşte asıl korku bu!.. 

Genç Cumhuriyet kurulduğunda Musul ve Kerkük’ü askeri ve ekonomik gücün yetersizliği yüzünden İngilizlere kaptıran devlet, MTA’yı kurup sondajları yabancı şirketlere yaptırmak zorunda kalan, 20. yüzyılın başıyla birlikte ciddi anlamda sismik ve jeolojik araştırmaları yabancı mümesillerce yapılan Anadolu coğrafyasında (onlara göre) hiç kaynak bulunamadı..!

  İşte Osmanlı Padişahı II.Abdülhamid döneminden başlamak üzere devletin çaresizliği Cumhuriyet Türkiye’sinde de bu şekilde yaşandı. Elbette MTA çabaladı; Van, İskenderun, Trakya (Mürefte vs.), Erzurum (Oltu), Batman (Raman Dağı) gibi yerlerde yapılan aramalarda Petrol ve kısmi olarak doğalgaz rezervlerine ulaşıldı. Ancak Batman- Raman Dağ bölgesinde ciddi anlamda Birleşik Arap Emirlikleri petrol damarı diyebileceğimiz damar 1934 yılında kamuoyuna yansıdı, 1937’de çalışmalar başladı ve 1940 Nisan’ında Raman-1 Kuyusundan 100 varil petrol elde edildi. Çalışmaları 1950’li yıllara kadar incelediğimizde, Türkiye’nin Doğu bölgeleri ağırlıklı olmak üzere, Trakya bölgesinde dahil petrol çalışmaları yürüttüğü görülmektedir. Ancak bu süre zarfında devlet gerekli kaynak, teknoloji, nitelikli eleman gibi eksikliklerin yanında siyasi iradenin Atatürk sonrasında eksen kaymasına uğraması, stratejik kaynakların çıkartılması hususunda Batı’nın sözünden çıkmayan ve söze uyma gayretkeşliği içerisinde olan bir Türkiye’yi meydana getirdi.

 Ve biz yıllarca şu soruyu kendi kendimize sorduk; ‘Bizim ülkenin çevresinde herkeste evvel Allah kaynıyor, bizi teğet mi geçti kardeşim?’. ..!

İşte uğruna canını gözünü kırpmadan verdiğin bu kutsal topraklara, bu milletin çocukları sahip çıkmazsa, birileri bize bu yalanı bir güzel yedirir?

Bir kaç ay önce, bir arkadaşımla Çanakkale’de boğazı seyrederken, onun akrabası olan bir metalurji mühendisi, okul birincisi kardeşimizle sohbet ediyorduk. Merakla sordum ‘ Bizim ülkede petrol var mı? Sen daha iyi bilirsin, hiç yoktan madenlerle ilgili bir bölümü bitirmişsin. Ne düşünüyorsun?’.

Dedi ki, ‘Bize böyle bir bilgiyi hiçbir hocamız anlatmadı, bilmiyorum’. Doğal olarak alanı olmadığını söyledi.  Sonra ben bileceğini tahmin ettiğim başka bir soru yönelttim, ‘Peki bor madeni konusunda ders görüyor musunuz?’. Cevabı çok manidar ve üzücüydü ‘Hocalarımız kısaca Türkiye’de bor var diyor ve geçiyorlar. Öyle ayrıntılı bir bilgiye sahip değilim.’ dedi.

 Bu konuların hiçbirine, okurlarımızın yabancı olmadığını, hatta şaşırmadığını biliyorum. Çünkü milli kaynaklarımızın, millete ve devlete yarar getirmesi için gerekli girişim, gelişim ve gelişmeler son yıllarda şahit olduğumuz şeyler. Çünkü; siz, yeraltı ve yerüstü kaynakları olmak üzere,  ‘Mavi Vatan’ımıza sahip çıkmazsanız, birileri istediği gibi at koşturabilir.  Birilerini sadece enerji alanında değil, sanayi alanında da ‘Türkiye sadece bir tarım ülkesidir’, ‘Ne gerek var kardeşim, bizde hazırı var’, ‘Çocuklarınızı bizim okullara gönderin, en iyi eğitim bizde’, ‘Üretme kardeşim, üreten var’ gibi kandırmaca ve düzmece beyanlarına kulak asar duruma gelirsiniz.  Sonra Türkiye bağımsız olacak, bağımsız bir ekonomiye sahip olacak, milleti ancak ülkesinin bünyesinden yetişmiş, vatansever insanlar kurtaracak ve yönetecek dediğinizde, sizi ‘vatan haini’ de ilan ederler. Bu oyunun bir diğer ayağı yaparsınız, ama etki ajanlarıyla, algı operasyonları yaparlar, kamuoyu desteğiyle birlikte, hemen yıpratma ve etkisizleştirme operasyonlarına başlarlar. Türkiye aslında bu yollardan geçti. Daha ağır darbeler yediği zamanlar oldu. Bugün askeri ve ekonomik anlamda gerekli gücümüz olduğu için birileri ‘darbe sopası geliyor haaa...’ dese de başaramıyorlar!..

Emin olun, milli irade bir ve bütünlük içerisinde karşılık verdiği için, birilerinin planları suya düşüyor. İşte bu yüzden Türkiye Tuna-1 bölgesinde ve daha nicelerinde kaynaklarını bulabiliyor ve çıkartacağını, kullanacağını, Türk’ün uslanmaz sesiyle Dünya’ya duyurabiliyor. Bu bakımdan tartışma programlarını izlerken bir hocamızın ‘eksen kayması’ üzerine korka korka yaptığı konuşmada ‘ Sayın Bakanımız Berat Albayrak eksen kaymasını dile getirdiği için şimdi kısmi de olsa konuşabilirz’ diyebildi. Ve hala da korkuluyor. Bu bakımdan Sayın Berat Albayrak’ın ‘ Ne Doğu ne Batı, yeni eksen Türkiye ‘ demesi birilerini hoplatıyor, rahatsız ediyor. Biz millet olarak, kendi tarihimizden dersler çıkarttığımızda, ‘Yeni Eksen Türkiye’ olacak dediğimizde, oyundaki oyuncuların rollerinde değişme olduğunu anlayabiliyorsak eğer, işte o zaman birilerinin etki ajanları da, ‘anca ara gazı verirsiniz’ küçümsemeleri de, bir bir dökülecek, atılan her kurşun milletin sarsılmaz kalkanında parçalanıp yok olacaktır.

 Hiç kuşkunuz olmasın, bu gelişmelerin hemen devamında, Türkiye imzalamış olduğu enerji anlaşmalarında daha kararlı ve güçlü olacak, anlaşmaların içeriğinde kazançlı çıkarak, yeni anlaşmaların da kapılarını aralayacak. Bunun bir adım ötesinin ise enerji alanında önemli bir mevki tutan Rusya gibi devletlerle enerji alanında fonksiyonel adımlar atılacağıdır. Nitekim, Libya’daki ateşkesin beraberinde Türkiye’nin petrol fiyatlarını etkilemesi ise olası gözüküyor. Türkiye’nin Libya resmi hükümetini desteklemesi, hem Akdeniz’de istikrarı sağlayacak, hem de emperyalizmin oyununu alt üst ederek, Libya petrollerinin çıkartılmasında pay sahibi bir ülke konumuna erişecektir. Başta Yunanistan olmak üzere BAE’nin bile kıpırdanması, ABD’nin devasa gemisini göndermesi gibi gelişmeler, Türkiye’yi sıkıştırmak ve boyun eğmesini sağlamak içindir. Ancak kuşkuları olmasın, bu millet ve devlet, daha nice müjdelere’ kaynaklık etmesini , tanık olup, yaşamasını bilecektir!..

 

    

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 46