Bugün: 18.09.2020
  • Ana Sayfa
  • »
  • POYRAZIN ÇOCUKLARI VE 12 EYLÜL ÜRÜNLERİ…

POYRAZIN ÇOCUKLARI VE 12 EYLÜL ÜRÜNLERİ…



 

Engin Arıcan’ın –POYRAZIN ÇOCKLARI- kitabının imza gününde başta Engin, katılımcılardan birkaç kişi ülkemizde yaşanan ve Engin’in yazdıklarıyla örtüşen darbe dönemleri ve sonrası üzerine kısa konuşmalar yaptılar. Sadece temenniden öteye geçmeyen bu konuşmalar geçmişte ve geçenlerde yaşadığım iki olayı anımsamama neden oldu.

Yıllar önce Eğitim sistemini ve öğretmenleri eleştiren bir makale yazmıştım. Eğitimin sakat; öğretmenlerinse konularında formasyon sahibi olmadıklarına dair falan… Tabi ki işini gereği gibi yapan öğretmenleri tenzih ederek… Eğitimciler (bir kısmı) çok rahatsız olmuşlar ki o günlerde lisede okuyan rahmetli kardeşimin kızı okul müdürünün odasına çağrılmış soyadı –Takunyacıoğlu- olduğu için.  SS subayından farkı olmayan müdürün ilk sorusu şu olmuş;

-Süleyman Takunyacıoğlu senin neyin oluyor?

Kız da,

-Amcam olur hocam. Diye yanıtlamış

-Öyle mi ..? demiş Nazi müsveddesi –Seninle görüşeceğiz gidebilirsin-

***

Müdür denilen zorba, kızın bir yılını yiyecek ve olaydan da benim haberim yok,

Ardından araya tanıdıklar falan girmiş, olay tatlıya bağlanmış. Neticede kızın bir yılı heba olmaktan kurtulmuş. Olup biteni sonradan öğrendiğimde müdüre saracağım ama araya giren başta Yaşar Bekdemir, yemin billah rica, tehdit, benim olayın üstüne gitmememi engelledi. Sonuçta kız mezun oldu, yüksek okulu bitirdi. Şu an ANTROPOLOG ve binlerce meslek sahibi genç gibi işsiz. Nedeni üniversitelerde ANTROPOLOG kadrosu olmaması..!

Bir öğretmen- okul müdürü- düşünün ki sadece soyadı –Takunyacıoğlu- olduğu için hiçbir günahı ve konuyla ilgisi olmayan genç bir insanın geleceğini karartmaktan zerre kadar çekinmiyor.

Yazıda, hakaret, aşağılama ya da benzer suçlar varsa yargıya gitmek yerine –Takunyacıoğlu- soyadına saldırıyor. 

İşte bu ahlâk -12 Eylül’ün kendisidir. Bu müdür 12 Eylül’ün aslıdır. Bu tip öğretmenler 12 Eylül’ün sakat ürünleridir.

 

Erdek’te Sanat, Felsefe, Edebiyata meraklı gençler var. Nadiren denk geldikçe sohbet ediyoruz. İçlerinden biri Edebiyat hocasına ORSON WELLESS’in bir sözünden bahsediyor. Edebiyat hocasının tepkisi ilginç –çok boş bir adammış- Hem bu ORSON WELLES kim?-

Lise sonda Edebiyat hocalığı yapan şahıs ORSON WELLES’i tanımıyor. Adını bile duymamış. İnanılır gibi değil. 6 yaşında Shakespeare oynayan, tiyatro kökenli sinemacı ve sinema tarihinin en büyük klasiklerinden biri olan YURTTAŞ KANE’nin yönetmeni, eleştirmenlerce –Sinemanın dahi çocuğu- olarak tanımlanan Welles’in adını bile duymamış bir Edebiyat hocası var karşımızda ve bu hoca lise son talebelerine Edebiyat dersi veriyor. Bu eğitim sistemi ve bu öğretmenler sözün ve yazının tükendiği yerdeler.

Dolaylısıyla Engin’in imza gününde konuşulanların da en azından benim için hiçbir anlamı yok. Boş ve gereksiz sözler. Anlamlı olan Engin’in POYRAZIN ÇOCUKLARI kitabı ile Bandırma’nın kirli tarihini aydınlatması kentin geçmişine dair önemli notlar düşmesi-kendisini bir kez daha kutluyorum.

Yoksa bu ülkede bazı şeylerin değişmesini beklemek, benim için bırakın hayali, salaklıktan öte bir şey değil…!



 

 

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 289