Reklamı Geç
YAZARLAR
GAFLET-DALALET-HIYANET
Ozan Utku ARICAN
30 Ağustos 2022 - Salı 16:56
334 defa okunmuş.

Devletler, bulundukları topraklar üzerinde mutlak egemenlik sahibidir. Egemen olan devletler, diğer devletler tarafından tanınır ve ilişki düzlemi egemenlik sınırlarına karşılıklı saygının korunması çerçevesinde sürdürülür. Bu saygı, bir çok ilişkinin geliştirilmesi bağlamında ülkelerin çıkarları söz konusu olsa dahi korunur ve geliştirilir.  Ancak devletler arasında çıkar ilişkilerinin çarpışması, egemenlik sınırlarının aşılması, tehdit edilmesi beraberinde büyük problemleri ve savaşı ortaya çıkarır.

   İnsanlık ihtiyaçlar noktasında nasıl birbirine muhtaçsa, devletlerde sistemin devamlılığı veya yaşanan sorunların çözümü için diğer devletlere muhtaçtır. Yine bunun temelinde ihtiyaçlar belirleyicidir. İhtiyaçların ya da çıkarların hukuki şekilde elde edilmesi, ancak uluslar arası hukuk baz alınarak sağlanabilir.  Netice de diplomasinin varlığı, çatışma ortamını minimum düzeye indirerek, dünya barışının ve ülkeler arasındaki denge ortamının korunmasını mümkün kılmaktır.

  Ancak dış ilişkilerde birbirinin egemenliğine müdahale edilmesi, eşit statüde olan her iki devlet için müdahale ve sınırlama zorunluluğunu gündeme getirir.  Böylece denge sağlanır ve devletler egemenliklerini muhafaza ederler. Ne zaman ki bir devletin dış ve iç düzenine karşı üstünlük varmışçasına bir hamle yapılır, o zaman uluslar arası hukuk çiğnenir ve diplomatik kriz baş gösterir. Kimi zaman tarihte gördüğümüz gibi, bir devletin topraklarının işgal edilmesi, sadece diplomatik yolla değil aynı zamanda askeri olarak egemenliğin tekrar sağlanması için gerekli meşruiyet ortamını oluşturur.  

   Belirli bir toprak parçası üzerinde bir milleti, bayrağı, devleti, ordusu olan ülkenin egemenliği, tartışılmaz. Sadece tanınır ve uluslar arası sistemde hukuki olarak eşit haklar verilir. Uluslar arası düzende, söz sahibi olmak için gerekli argümanlara sahip olmak ayrı bir şey, hukuki ölçüde eşitlik ayrı bir şey… Örneğin bir devletin diğer bir devlete karşı yaptırım gücü, tüm hukuki koşullara rağmen uygun kabul edilebilir mi? Ya da dünya düzenine egemen olan devletler, hukuki üstünlükten dolayı mı yoksa gelişmişlik düzeylerinden dolayı mı söz sahibi olmuşlardır?  Elbette diplomasi, savaşın olabildiğince engellenmesi, soğutularak, sorunların çözümünü kendi mecrasında yürüttüğü akıl ve bilgi dolu savaşla çözümler.  Esasında bu da bir çeşit savaştır. Yine çıkarları gerçekleştirmek için,  müzakere edilir, gücü sağlayan argümanlara ve stratejiye sahipseniz, devletinizin ülkeler arasındaki konumu itibariyle savaşın sonucunu kuşkusuz etkiler.

   Peki A devleti, B devletinin iç siyasi sorunlarına müdahale de bulunabilme hakkına sahip olabilir mi? Bunun geçerli sebebini nasıl açıklayabilir? Ya da bir devletin içinde bulunan siyasi partilerin, gaflete düşerek, yabancı bir başka devletin yönlendirmesi  sonucunda dalalete düşmesi o partiyi nasıl bir konuma sürükler? Partiler temel itibariyle halkı temsil eden ve devleti yönetmeye aday olmak için kolları sıvayan örgütlerdir. Diğer bir taraftan demokratik yönetimlerde partiler aynı zamanda ülke yönetimine ciddi katkılar sağlamaktadır.  Ülke yönetiminin doğru işlemesine ve egemenliğin kayıtsız, şartsız  korunarak, milletin ve devletin çıkarlarının korunmasına bağlı olmayı kabul eden tüm siyasi partilerin de uluslar arası hukukun bilincinde olarak; ülkenin bağımsızlığına ve egemenliğine karşı zedeleyici ve düşmanca girişimlere karşı birlik ve beraberlik içerisinde duruş sergilemesi zaruridir.

Dış yönlendirmeye ve etkiye açık olan siyasi partilere karşı A devletinin , B devletine karşı yaptığı hamleye siyasi kaygılar ve çıkarlara hareket eden her kim olursa olsun, yapılan ne açıdan hukukidir ve egemenliği ne ölçüde zedeleyebilir? Gaflete, dalalete ve hatta hıyanete varacak şekilde kararlar verip hareket edebilir mi?

 Bu sorunun cevabını; ‘sinesinde egemenliği ve bağımsızlığı onurla taşıyan milletimin’ huzuruna sunuyorum.

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

Türkiye’de Siyasi Yol Ayrımları ve Asıl Meselemiz
30
Tarih boyunca aynı gerçekle yüzleşmek...
116
ÇIKAR MI DÜNYANIN ACISI Bİ’ ZEYTİNDEN?
358
‘Biz Kuva-yı Milliyeciyiz oğlum’
324
KUKLACI-SAHNE-OYUN
1058
15 Temmuz - Neyi Niye Yazmaktan Korktunuz?
218
KEMALİZM’DEN RAHATSIZ OLANLAR…
161
ATA'NIN YOLU
208
YOL HARİTASI
225
GÖKBÖRÜ
215
KARTALKAYA FACİASI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
216
DEPREM GERÇEĞİ VE SOSYOLOJİK DURGUNLUK
191
YILLAR ÖNCE YAZDIĞIM BİR YAZININ ANIMSATTIKLARI
197
SURİYE MESELESİNE NASIL BAKMALIYIZ?
204
BARIŞ- DEMOKRASİ – CUMHURİYET VE NEO-LİBERALİZM?
223
Türk Rönesansı: KÖY ENSTİTÜLERİ (1940-1954)
267
Türk Siyasi Zihniyeti Neden Çözüm Üretemiyor?
364
TÜRKİYE'DE DOĞRU SİYASET HANGİ İLKELERE DAYANMALI?
308
HAYAT BİZE NEYİ ÖĞRETEMEDİ?
282
GERÇEĞİN IŞIĞINDAKİ BUKALEMUN
295
TARTIŞMA VE ELEŞTİRİ KÜLTÜRÜ NİYE ÖNEMLİ?
394
GERÇEĞİN IŞIĞINDAKİ BUKALEMUN
287
ŞEREF VE İSTİKLÂL
298
İktisadi Krizler Tüketim Alışkanlıklarını Nasıl Etkiledi?
308
Anadolu ve Türkler
285
SİYASİ DURUŞ VE KİMLİK SORUNU
300
‘Türkiye, Türkiye’den Büyüktür’
324
KIVILCIM
293
TOPLUMSAL ALZHEİMER
331
TÜRKİYE'DE EĞİTİM ÜCRETSİZ Mİ?
342
ABD'NİN 'CAMBAZA BAK' OYUNU !
332
FİYASKO: NEO-LİBERAL EKONOMİK-POLİTİKA
360
AŞAĞILIK PSİKOLOJİSİ VE İNSANOĞLUNUN DEHLİZLERİ
352
İNTERNETİN NATO'SU NE ANLAMA GELİYOR?
286
TARİHTE BİR YOLCULUK.. (1)
308
KÜLTÜREL DÖNÜŞÜM VE EĞİTİM
303
BİR PULSUZ DÜŞÜNCE
338
DOSTOYEVSKİ'den TOLSTOY'a...
346
MABED
290
ATATÜRK VE DEVRİM -2-
294
BU GİDİŞLE...
361
ATATÜRK VE DEVRİM -1-
289
CEPHANE
348
BELEDİYE, HALKLA İÇSELLEŞME VE HALKÇILIK
330
13
378
Endüstriyel Et Yığınları
305
Batıcılık ve Aşağılık Psikolojisi
349
Kapitalizm İçerisinde Şans Oyunu ve İnsana Dair..
342
GÖNLÜ YOL GÖSTERİCİ, ELİ ÖPÜLESİ İNCİLÂ ÖĞRETMEN
415
Çok Farklı Bir Gelecek..!
456
Çok Farklı Bir Gelecek..!
300
EFESLİ HERAKLEİTOS'A SELAM OLSUN
310
TAVUĞUN BACAĞI..!
316
Deve Kuşu Politikası
312