Reklamı Geç
YAZARLAR
SURİYE MESELESİNE NASIL BAKMALIYIZ?
Ozan Utku ARICAN
12 Ocak 2025 - Pazar 16:40
203 defa okunmuş.

 

 

Osmanlı Devleti son yüzyılında bir çok yeri kaybetmişti.  Sırp isyanıyla başlayan süreç, Arap coğrafyasının kaybetmenin yanı sıra, şu anda topraklarımıza dahil olan Kars, Hatay gibi yerleri dahi sonradan uygun koşullar oluştuktan sonra sınırlarına katabildi.  Bu topraklar içerisinde Rumeli’nin yeri ise tartışmasız çok daha özeldi.  Kuruluş döneminde fetihler bu minvalde şekillendi. Doğu fetihleri ise sonra yoğunlaşmaya başladı. Özellikle I.Selim döneminde doğu sorununun ortadan kaldırılması için önemli bir karar verilerek yaklaşık 8 sene içerisinde Mısır’a kadar olan topraklar fethedilmiş, halifelik Osmanlı’ya geçmişti.  Bu fetihler ile birlikte önemli İslam hazineleri ve şehirleri de Osmanlı’nın himayesi altına girdi. Bir kısmı payitahta götürülürken bir kısmı da kutsal topraklarda kaldı. Fahrettin Paşa Medine düştükten sonra son vakte kadar mücadele etse de kalan mirası İstanbul’a getirmek zorunda kalındı.

 

   Bağlılıklarından şüphe edilmeyen Araplar İngilizlerin oyuncağı haline gelmişti. 1.Dünya Savaşı sonrasında bakıldığında Rumeli topraklarının büyük bir kısmını kaybeden Osmanlı Devleti’nin merkezi ve stratejik noktaları İtilaf Devletleri tarafından işgal edilir hale gelmişti. Arap coğrafyası da bundan nasibini almış, devlet stratejik açıdan verdiği yanlış kararlar sonucunda Suriye topraklarına kadar koruyabilme yeteneğini kaybetmiş; hatırlarsak Mustafa Kemal Paşa savunma hattını oluşturarak günümüz sınırlarımızı korumayı başarmıştı. Sonra Paşa,  Mondros Mütarekesi’ne karşı çıktığı için görevden alınarak acilen payitahta çağrılmıştı. Bu yıllarda zannedildiği gibi Arapların hepsi isyan etmedi.  Mondros ile görüldü ki Osmanlı artık sona gelmiş, bir de Sevr belası çıkmıştı.

 

Pasta paylaşılacaktı. Ancak bir avuç komutan ve Kuva-yı Milliye ile birlikte yürütülen ‘Milli Mücadele’ sonucunda Türkler yine küllerinden doğmayı başarmış, İtilaf Devletleri büyük bir yenilgi ile karşılaşmıştı. Nitekim bu savaşın etkisi Anadolu için yıkıcıydı. Aynı etki Yunanistan ve İngltere’de de hissedildi.  Bir İmparatorluk yok olmuş ancak yerine bir Cumhuriyet kurulmuştu.  Artık başka bir döneme geçildi.  Devlet kısa bir süre içerisinde ikinci kurtuluş savaşı içerisine girdi. Bağımsızlık elde edilse de yeniden ayağa kalkmalıydı. Gerekli olan adımlar atılarak, yaralar sarılmaya başlandı.

 

   Var olan topraklar, devletin asli olarak iyi koruması gereken yerlerdi. Devlet ülkeyi yeni bir maceranın içerisine sokamazdı, bu doğal karşılanmalı. Bunun en bariz örneği Musul ve Kerkük meselesinde görüldü. Hatta Hatay’ın geri alınması için Mustafa Kemal Atatürk uzunca bir süre bekledi. Uygun koşullar oluştuğunda harekete geçti. İşini şansa bırakamazdı.  Nitekim Hatay da, yapılan plebisit sonucunda Türkiye’ye bağlandı.

 

   Bu süre zarfında Atatürk Araplarla da ilişkilerini koparmadı. İntikam hissiyatı içerisinde hareket edebilirdi. Aynı şekilde Yunanistan ile de diplomatik ilişkiler Kurtuluş Savaşı’ndan sonra kurulmaya başlandı.  Ki Atatürk’ün İzmir’in kurtuluşundan sonra Yunan bayrağını dahi yerden kaldırarak o dönem için üstün denebilecek farklı bir siyasi bakış açısıyla hareket ettiği gözden kaçırılmamalıdır.

 

Peki Atatürk neden Araplar ile ilişkileri kesmedi? 

 

Çünkü Orta Asya’dan göç etmeye başladıktan sonra Mezopotamya bizim yerleştiğimiz ve yönettiğimiz bölgelerden biri. Suriye toprakları ise bunun bir parçası. Hiçbir devlet böyle bir tarihsel bağı duygusal bir düşünceyle görmezden gelemez ya da vazgeçemez.  Hele bir de Türkler gibi geleneksel anlayışı varsa: “ Türk’ün kanının aktığı yer, vatandır”.  Vatan toprağı satılamaz ve pazarlık edilemez, o toprak için ölünür. Ancak bir ölüm kalım savaşından sonra toprak alınabilir. Nitekim biz bu topraklarda canımızı verdik. Ancak geri çekildik. Bu topraklardan vazgeçmek zorunda kaldık.  Şimdi bu yazıyı okuyanların aklında bir çok soru belirdi.  Ne demeye çalışıyorum. Evet yazılacak ve anlatılacak çok konu var. Bunu okura bırakıyorum.  Ancak şunu da söylemeden geçemeyeceğim. İngilizler ve Amerikalılar orda olduğu sürece Türkiye her daim bu konularla ilgilenmek zorundadır. Tarihi bağların farkında olduğunuz sürece bu sizin de meseleniz olmak zorundadır.

 

Ozan Utku Arıcan

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

Türkiye’de Siyasi Yol Ayrımları ve Asıl Meselemiz
30
Tarih boyunca aynı gerçekle yüzleşmek...
116
ÇIKAR MI DÜNYANIN ACISI Bİ’ ZEYTİNDEN?
358
‘Biz Kuva-yı Milliyeciyiz oğlum’
324
KUKLACI-SAHNE-OYUN
1057
15 Temmuz - Neyi Niye Yazmaktan Korktunuz?
217
KEMALİZM’DEN RAHATSIZ OLANLAR…
160
ATA'NIN YOLU
207
YOL HARİTASI
224
GÖKBÖRÜ
214
KARTALKAYA FACİASI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
215
DEPREM GERÇEĞİ VE SOSYOLOJİK DURGUNLUK
191
YILLAR ÖNCE YAZDIĞIM BİR YAZININ ANIMSATTIKLARI
197
BARIŞ- DEMOKRASİ – CUMHURİYET VE NEO-LİBERALİZM?
222
Türk Rönesansı: KÖY ENSTİTÜLERİ (1940-1954)
267
Türk Siyasi Zihniyeti Neden Çözüm Üretemiyor?
363
TÜRKİYE'DE DOĞRU SİYASET HANGİ İLKELERE DAYANMALI?
307
HAYAT BİZE NEYİ ÖĞRETEMEDİ?
281
GERÇEĞİN IŞIĞINDAKİ BUKALEMUN
295
TARTIŞMA VE ELEŞTİRİ KÜLTÜRÜ NİYE ÖNEMLİ?
394
GERÇEĞİN IŞIĞINDAKİ BUKALEMUN
287
ŞEREF VE İSTİKLÂL
297
İktisadi Krizler Tüketim Alışkanlıklarını Nasıl Etkiledi?
308
Anadolu ve Türkler
285
SİYASİ DURUŞ VE KİMLİK SORUNU
300
‘Türkiye, Türkiye’den Büyüktür’
323
KIVILCIM
293
GAFLET-DALALET-HIYANET
334
TOPLUMSAL ALZHEİMER
330
TÜRKİYE'DE EĞİTİM ÜCRETSİZ Mİ?
342
ABD'NİN 'CAMBAZA BAK' OYUNU !
332
FİYASKO: NEO-LİBERAL EKONOMİK-POLİTİKA
360
AŞAĞILIK PSİKOLOJİSİ VE İNSANOĞLUNUN DEHLİZLERİ
351
İNTERNETİN NATO'SU NE ANLAMA GELİYOR?
285
TARİHTE BİR YOLCULUK.. (1)
308
KÜLTÜREL DÖNÜŞÜM VE EĞİTİM
302
BİR PULSUZ DÜŞÜNCE
337
DOSTOYEVSKİ'den TOLSTOY'a...
345
MABED
290
ATATÜRK VE DEVRİM -2-
293
BU GİDİŞLE...
360
ATATÜRK VE DEVRİM -1-
288
CEPHANE
347
BELEDİYE, HALKLA İÇSELLEŞME VE HALKÇILIK
330
13
377
Endüstriyel Et Yığınları
304
Batıcılık ve Aşağılık Psikolojisi
348
Kapitalizm İçerisinde Şans Oyunu ve İnsana Dair..
342
GÖNLÜ YOL GÖSTERİCİ, ELİ ÖPÜLESİ İNCİLÂ ÖĞRETMEN
415
Çok Farklı Bir Gelecek..!
455
Çok Farklı Bir Gelecek..!
300
EFESLİ HERAKLEİTOS'A SELAM OLSUN
309
TAVUĞUN BACAĞI..!
316
Deve Kuşu Politikası
311