Reklamı Geç
YAZARLAR
15 Temmuz - Neyi Niye Yazmaktan Korktunuz?
Ozan Utku ARICAN
16 Temmuz 2025 - Çarşamba 01:09
217 defa okunmuş.

15 Temmuz - Neyi Niye Yazmaktan Korktunuz?

 

     15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişiminin üzerinden 9 yıl geçti. Yüzlerce şehit ve gazi verilerek, tanklara, uçaklara, silahlara karşı halk birleşerek meydanlara indi ve darbenin engellenmesinde önemli bir görev üstlendi.  Türkiye darbeler tarihine bakıldığında halkın sokağa inerek darbeye karşı toplanması, ayaklanması, tepki vermesi ve canını ortaya koyması olayı gerçekten önemli bir sosyolojik hareketliliğinin varlığını bizlere gösteriyor. Çünkü sağ-sol ayrımlarının bir kenara bırakılarak milletin tek vücut olarak hareket etmesi, organize olması durumu önceki darbelerde yaşanmadı. Sevelim sevmeyelim, destekleyelim ya da desteklemeyelim; millet hafızası çok uzun bir aradan sonra bir araya gelmeyi başardı ve ölümü göze aldı. Yine aynı şekilde o gün, meclis bombalanırken milletvekilleri gazi meclisten ayrılmayarak milli demokratik direniş örneği ortaya koydu. Milletin iradesi direnerek, meydanlara inerek, darbe girişiminden sonra nöbet tutarak görevini yerine getirdi. Peki kimler yerine getiremedi? Bu konu üzerinde itinayla düşünmemiz gereken, kesinlikle savsaklamadan, esasında yoruma bile açık olmayan bir durumdur: “ Meydana çıkmaktan korkan, sesini çıkaramayan, evine-otele oraya buraya pusan”  kimseler için milletin terazisi de bellidir. Şehit Ömer Halisdemir nasıl ki gözünü kırpmadan son görevini yerine getirdiyse, milletin her bir zerresi aynı kararlılıkla, Amerikancı darbe girişimlerine karşı çıkmak zorundadır. Mevzu bahis vatansa gerisi teferruattır.

 

  2016 yılından sonra Türkiye eski Türkiye olmayacak deniyordu. Nitekim o gün devletin içeresine yıllardan beri yuvalanmış olan hainlerin gerçek yüzünü net bir şekilde gördük. Canımızdan can vererek bunun bedelini ödedik. Peki Türkiye’de nasıl bir ortam oluştu. Olması gerektiği gibi, olağanüstü hal ilan edilerek 2018 anayasasında değişiklikler yapıldı ve Türkiye’de merkezi bir yönetim anlayışı benimsendi. Türkiye’de yönetim ve siyasal anlayış çok uzun yıllar sonra değişti, dönüştü. Bugün, değişimin kendisinin pozitif tarafı yanı sıra negatif yansımalarını da yaşıyoruz. Atılması gereken adımlarda bir çok alanda eksikler var. Türkiye Cumhuriyeti’nin toparlanabilmesi için anti-emperyalist politikalara ağırlık verilmesi şart. Önümüzdeki en güzel örneklerden birisi bu konuda Ukrayna ve İran’dır.  Türkiye yerli ve milli savunma sanayiinde atılımlarını her geçen gün bir adım daha ileriye taşıyor, öncelikle bunun altını çizmek gerekiyor ki bu, milli güvenliğimiz için ve ülkenin bağımsızlığı adına son derece önemlidir. Tek millet olamazsanız, bağımsızlığınızı koruyamazsanız, yerli ve milli sanayinize önem vermezseniz, toplumunuzu-insanınızı önemsemezseniz, vatanınızı koruyamazsınız! Geçmişte olduğu gibi emperyalist ülkelerin kapısından ayrılmazsanız, politikanızı onlara endekslerseniz yarın öbür gün sizden almaları gerekeni misliyle alırlar. Biz bu senaryoyu daha önce yaşadık mı? Elbette yaşadık ve ne yazık ki hala bu etkiden kurtulamadık.

 

 Sonkurşun Gazetesi, İlkhaber Gazetesi ve öncesinde kurulan Realite Dergisi ve Kuva-yı Gazete, aynı 2000’e Doğru, İleri, Cumhuriyet gibi gazetelerde, 1990’lı ve 2000’li yıllarda Fetullah Gülen Cemaati, misyonerlik faaliyetleri, Soros, Gladyo, Nato tehlikelerinden bahseden yayınlar yapılıyordu. Ki hala gazetemiz bunu şiar edinmiştir. Bugün 15 Temmuz darbe girişimine FETÖ darbe girişimi diyerek lanetleyenler (kimisi geçmişte övenler), köşe yazılarında ve gündemlerinde sadece FETÖ diyor ancak bir şeyi unutuyor. Türkiye’de hiçbir darbe girişimi tek başına ortaya çıkmadı. Yapanlara, özgeçmişlere, iç-dış olaylara bakıldığında her zaman perdenin arkasında birileri vardı. Neden yazmaktan korkuyorsunuz? Şehitlerimizden, gazilerimizden bahsedebiliyorsak, yazarlık sorumluluğumuz gereği korkmadan söyleyin: ABD’nin Pensilvanya Eyaleti’nde CIA’in koruması altında Türkiye’deki kiralık ajanlarına emir vererek, iktidarı ele geçirmeye çalışan FETÖ, diyebilirsiniz. BU örgütler Mars’tan gelmedi ya da Mars’ta kurulmadı.

 

Yeni miydi? İlk defa mı söyleniyordu? Haberimiz mi yoktu? Elbette hayır. Ben daha çok küçükken Kuva-yı Gazete’de, İlkhaber’de, Sonkurşun’da , Realite’de, bu örgütlenmelerle mücadele edildi, sonra ne oldu; ailemize baskı ve sindirme yapıldı. Hatta yetmedi ailemize operasyonlar çekildi.  Ben bu hainlerle ilk defa ortaokul çağında karşılaştım.  Ne arıyorlardı, ya da neyi amaçlıyorlardı? Herhalde Ellerinden gelse yaşımı büyütüp beni de davaya sokacaklardı. Neticede oyun CD’lerime  kadar el konulmuştu.

 

  Yazarlarımız ve gazetelerimizin bugün ısrarla unuttuğu bir husus var: Türkiye’nin bağımsızlığına gölge düşüren, güvenliğini tehdit eden tüm ABD üsleri kapatılmalıdır. Türkiye güvenliğini ve bağımsızlığını temin etmelidir. Dün yapılan hatalar bugün yapılmamalı, geçmişi kirli olanların hepsi devlet içerisinden temizlenmelidir. Devleti yöneten tüm asli unsurlar, bunu şiar edinmelidir. Bu kat’i surette yapılmazsa, 15 Temmuzlar, 1980’ler, 1970’ler, 1960’lar bitmez, yeniden baş verir. Bunu ortadan kaldırmazsak, Türk Milleti’ni hakim, Türk ordusunu asli bağımsız unsur olarak güçlendirmezsek; bugün bizi çevreleyerek saran emperyal güçlerin ortasında yaşayamayız, hayatta kalamayız. Altını kırmızı çizgiyle çizdiğim bu husus, Türkiye için milli güvenlik sorunudur, hayatta kalma mücadelesidir. Ne yazık ki, anti-emperyalist politikalardan uzak bir Türkiye, eksen arayışları içerisinde savrulur, ayakta kalmakta zorlanır. Bunun bedelini Osmanlı İmparatorluğu, yavaş yavaş parçalanarak ödedi.  Ancak ne mutlu ki bugün, Kuva-yı Milliye ve Türk Ordusu sayesinde, Mustafa Kemal Paşa ve büyük komutanlarımız sayesinde bağımsızlığımızı Anadolu’da yeniden kazanabildik. Ve bunu korumak için, cumhuriyeti ilan ettik. Parçalanmış bir Osmanlıyı, Türk milleti olarak birleştirdik.  

 

 Kahrolsun emperyalizm, kahrolsun onun işbirlikçileri, kahrolsun onun taşeronları, kahrolsun mandacılar ve muhipçiler; yaşasın Türk Milleti, Türk bağımsızlığı, yaşasın Atatürk ve onun bıraktığı tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti!

 

 

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

Türkiye’de Siyasi Yol Ayrımları ve Asıl Meselemiz
30
Tarih boyunca aynı gerçekle yüzleşmek...
116
ÇIKAR MI DÜNYANIN ACISI Bİ’ ZEYTİNDEN?
358
‘Biz Kuva-yı Milliyeciyiz oğlum’
324
KUKLACI-SAHNE-OYUN
1057
KEMALİZM’DEN RAHATSIZ OLANLAR…
160
ATA'NIN YOLU
207
YOL HARİTASI
224
GÖKBÖRÜ
214
KARTALKAYA FACİASI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
215
DEPREM GERÇEĞİ VE SOSYOLOJİK DURGUNLUK
191
YILLAR ÖNCE YAZDIĞIM BİR YAZININ ANIMSATTIKLARI
197
SURİYE MESELESİNE NASIL BAKMALIYIZ?
204
BARIŞ- DEMOKRASİ – CUMHURİYET VE NEO-LİBERALİZM?
222
Türk Rönesansı: KÖY ENSTİTÜLERİ (1940-1954)
267
Türk Siyasi Zihniyeti Neden Çözüm Üretemiyor?
363
TÜRKİYE'DE DOĞRU SİYASET HANGİ İLKELERE DAYANMALI?
307
HAYAT BİZE NEYİ ÖĞRETEMEDİ?
281
GERÇEĞİN IŞIĞINDAKİ BUKALEMUN
295
TARTIŞMA VE ELEŞTİRİ KÜLTÜRÜ NİYE ÖNEMLİ?
394
GERÇEĞİN IŞIĞINDAKİ BUKALEMUN
287
ŞEREF VE İSTİKLÂL
297
İktisadi Krizler Tüketim Alışkanlıklarını Nasıl Etkiledi?
308
Anadolu ve Türkler
285
SİYASİ DURUŞ VE KİMLİK SORUNU
300
‘Türkiye, Türkiye’den Büyüktür’
323
KIVILCIM
293
GAFLET-DALALET-HIYANET
334
TOPLUMSAL ALZHEİMER
330
TÜRKİYE'DE EĞİTİM ÜCRETSİZ Mİ?
342
ABD'NİN 'CAMBAZA BAK' OYUNU !
332
FİYASKO: NEO-LİBERAL EKONOMİK-POLİTİKA
360
AŞAĞILIK PSİKOLOJİSİ VE İNSANOĞLUNUN DEHLİZLERİ
351
İNTERNETİN NATO'SU NE ANLAMA GELİYOR?
285
TARİHTE BİR YOLCULUK.. (1)
308
KÜLTÜREL DÖNÜŞÜM VE EĞİTİM
302
BİR PULSUZ DÜŞÜNCE
337
DOSTOYEVSKİ'den TOLSTOY'a...
345
MABED
290
ATATÜRK VE DEVRİM -2-
293
BU GİDİŞLE...
360
ATATÜRK VE DEVRİM -1-
288
CEPHANE
347
BELEDİYE, HALKLA İÇSELLEŞME VE HALKÇILIK
330
13
377
Endüstriyel Et Yığınları
304
Batıcılık ve Aşağılık Psikolojisi
349
Kapitalizm İçerisinde Şans Oyunu ve İnsana Dair..
342
GÖNLÜ YOL GÖSTERİCİ, ELİ ÖPÜLESİ İNCİLÂ ÖĞRETMEN
415
Çok Farklı Bir Gelecek..!
456
Çok Farklı Bir Gelecek..!
300
EFESLİ HERAKLEİTOS'A SELAM OLSUN
309
TAVUĞUN BACAĞI..!
316
Deve Kuşu Politikası
312