Reklamı Geç
YAZARLAR
Deve Kuşu Politikası
Ozan Utku ARICAN
10 Kasım 2021 - Çarşamba 13:39
236 defa okunmuş.

Türk gençliği olarak Türkiye’de neredeyse her gün çok farklı bir gündeme gözlerimizi açabiliyoruz. Ülkemizde olup bitenlerin sadece bizim etkimizin dışında aynı zamanda dünyanın etkisine de bir o kadar açık olması, ister istemez olayları tek düze, belli bir bakış açısıyla düşünmememiz gerektiğini ortaya koyuyor. Bu bir anlamda bir zorunluluk. Çünkü bizler, jeostratejik konum itibariyle Dünya’nın göz bebeği diyebileceğimiz, kıtaların köprüsü konumunda olup, emperyalistlerin at koşturduğu bir tahta da satranç oynamak zorundayız. Aslında söylediğim bir kaç cümleyi allahın her günü bin bir ağızdan duyuyoruz. Bu gerçeğin farkında olmayan insanlar elbette vardır, ama yıllardır biz bu gerçeklere bizzat şahitlik ediyoruz. 

Sadece Türkiye ile ilgili yabancı basında çıkmış olan haberlere, devletlerin Türkiye hakkında söylediklerine veya bu devletlerin içimizdeki çeşit çeşit görünümlerine baktığınızda dahi, daha somut bir etkinin olduğunu, en azından objektif olarak görme imkanımız doğuyor. Mesela sınırlarımıza yakın bölgelerde olan bitenleri geçmişten günümüze kadar şöyle bir düşündüğümüzde, hala bu bölgelerde bir çok devletin varlığını koruduğunu, bu varlığı dünya kamuoyuna sergilediğini görürsünüz. Evet, emperyalist devletler insan doğasının vahşiliğine dayandırdıkları yayılmacı ve ezici anlayışlarını gösterirler. Örneğin barış, demokrasi, adalet, eşitlik, yardım, destek gibi kavramların geçtiği maddelerle donatılmış süslü mandacılık gibi...  Ya da ikisini birlikte yürütürler. Bazen düşünmemek elde değil, örneğin ABD, açıkça hegemonyasını sürdüreceğini, kurduğu örgütleri besleyeceğini, kendi düzeni olmadığı sürece düzensizliğin hakimiyetini koruyacağını, boyun eğilmezse bir çok yaptırım ve baskı yöntemini kullanacağını, hatta işleri daha ağır fiili yaptırımlara kadar götürebilecek kudrette olduğunu korkmadan ilan ediyor. Onlar doğası gereği hareket ediyor, bundan utanmıyor veya gizlemiyorlar. Ayan beyan, gayet dürüstler aslında.  Peki ya biz?  Olayların göbeğinde, sorunların temelinde, satranç tahtasının içinde Dünya’ya gözlerimizi açıp, bu kadar kör olmayı, kendimizi her geçen gün kandırmayı, bişeylerden kaçmayı, oyundan çıkmayı neden bu kadar istiyoruz? Geçmişte bunu başaranların acı çekmediğini, sorunlar yaşamadığını, ömürlerinden ömür gitmediğini bildiğimiz için, en kolay yolu tercih edip, deve kuşu gibi kafamızı kuma gömüyoruz. Üstüne üstlük, atalarımızın başarılarından, verdikleri kutlu mücadelelerden bahsederken yere göğe sığdıramaz, laf söyleyeni de düşman hatta hain bile ilan edebilecek fanatik hisler içinde olabiliyoruz. Ancak durum bişeyleri anlamaya, bişeyler yapmaya, gerçeklerle yüzleşmeye geldiği zaman, deve kuşu politikasıyla yolumuza devam ediyoruz.

 

   Bizler beğenmesekte sorunların göbeğinde doğduk. Belki çok sevsek te bizim atalarımız ve yazdıkları tarih bunun türlü örnekleriyle dolu bir hazinedir.  Anadolu’ya adım attığımızdan beri, bu kadim coğrafyada yaşam mücadelemizi veriyoruz. Ve bu mücadeleyi verdiğimiz günden bugüne, yaşadığımız tüm toplumlara karşı hoşgörülü davrandık, müsamaha gösterdik, onlara sahip çıkıp, bir olup kaynaştık. Biz bunu başardığımızı göremeyecek, tek vücut olarak bin senedir nasıl tüm saldırılara karşı koyduğumuzu anlayamacaksak; atalarımızın bizlere emaneti olan bu ülkeyi ve devleti nasıl koruyacağız?

 

  O zaman çok açık bir şekilde bize düşen görev, bilimsel akılla, ideolojik kaygılar ve düşünlerden uzak,  tüm propagandaların cendereli kuyusundan gerçek bilgiyi akıl süzgecinden geçirerek, göz göre göre gerçeği bilerek yaşamak ve bunu savunmaktır. Basit tabirle, iyiler de kötüler kadar cesaretli olamayacaksa, bu dünyayı nasıl değiştirebilirsiniz? Veya hangi sıfatla doğrunun savunuculuğunu yapacaksınız? En başta dediğim gibi, biz emaneti bir imparatorluktan devralmış, emperyalizmin oyunlarını yenmiş, kara bahtımızı aydınlık kılmış, iyi veya kötü bugüne kadar devleti ayakta tutabilmiş bir milletiz,  doğruyu ve iyiyi, hakkı savunmuş bir milletiz; elbette tarihi kara kaplı sayfalarla anılan devletlerden daha cesaretli olmalı, düşmanın küçüğünü de büyüğünü de hafife almamalı,  amiyane tabirle, büyük resme bakmak zorundayız. Şuurumuz ise her zaman şu ağır gerçeği bilecek; ya yaşayacağız, ya yaşayacağız.

 

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

KUKLACI-SAHNE-OYUN
681
15 Temmuz - Neyi Niye Yazmaktan Korktunuz?
128
KEMALİZM’DEN RAHATSIZ OLANLAR…
77
ATA'NIN YOLU
122
YOL HARİTASI
142
GÖKBÖRÜ
132
KARTALKAYA FACİASI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
127
DEPREM GERÇEĞİ VE SOSYOLOJİK DURGUNLUK
114
YILLAR ÖNCE YAZDIĞIM BİR YAZININ ANIMSATTIKLARI
120
SURİYE MESELESİNE NASIL BAKMALIYIZ?
113
BARIŞ- DEMOKRASİ – CUMHURİYET VE NEO-LİBERALİZM?
148
Türk Rönesansı: KÖY ENSTİTÜLERİ (1940-1954)
188
Türk Siyasi Zihniyeti Neden Çözüm Üretemiyor?
279
TÜRKİYE'DE DOĞRU SİYASET HANGİ İLKELERE DAYANMALI?
229
HAYAT BİZE NEYİ ÖĞRETEMEDİ?
205
GERÇEĞİN IŞIĞINDAKİ BUKALEMUN
208
TARTIŞMA VE ELEŞTİRİ KÜLTÜRÜ NİYE ÖNEMLİ?
300
GERÇEĞİN IŞIĞINDAKİ BUKALEMUN
208
ŞEREF VE İSTİKLÂL
217
İktisadi Krizler Tüketim Alışkanlıklarını Nasıl Etkiledi?
220
Anadolu ve Türkler
211
SİYASİ DURUŞ VE KİMLİK SORUNU
217
‘Türkiye, Türkiye’den Büyüktür’
232
KIVILCIM
218
GAFLET-DALALET-HIYANET
243
TOPLUMSAL ALZHEİMER
239
TÜRKİYE'DE EĞİTİM ÜCRETSİZ Mİ?
261
ABD'NİN 'CAMBAZA BAK' OYUNU !
243
FİYASKO: NEO-LİBERAL EKONOMİK-POLİTİKA
248
AŞAĞILIK PSİKOLOJİSİ VE İNSANOĞLUNUN DEHLİZLERİ
265
İNTERNETİN NATO'SU NE ANLAMA GELİYOR?
206
TARİHTE BİR YOLCULUK.. (1)
230
KÜLTÜREL DÖNÜŞÜM VE EĞİTİM
219
BİR PULSUZ DÜŞÜNCE
254
DOSTOYEVSKİ'den TOLSTOY'a...
270
MABED
210
ATATÜRK VE DEVRİM -2-
221
BU GİDİŞLE...
269
ATATÜRK VE DEVRİM -1-
216
CEPHANE
268
BELEDİYE, HALKLA İÇSELLEŞME VE HALKÇILIK
245
13
299
Endüstriyel Et Yığınları
226
Batıcılık ve Aşağılık Psikolojisi
271
Kapitalizm İçerisinde Şans Oyunu ve İnsana Dair..
254
GÖNLÜ YOL GÖSTERİCİ, ELİ ÖPÜLESİ İNCİLÂ ÖĞRETMEN
342
Çok Farklı Bir Gelecek..!
354
Çok Farklı Bir Gelecek..!
226
EFESLİ HERAKLEİTOS'A SELAM OLSUN
242
TAVUĞUN BACAĞI..!
239