Reklamı Geç
YAZARLAR
‘Alçak Başkan’ muhabbetleri..
Engin ARICAN
07 Aralık 2021 - Salı 20:45
398 defa okunmuş.

Ülkemizin ve toplumun son yıllarda  ana ve temel sorun ve sıkıntılarının başında siyasal açıdan birbirini ötekileştirmenin, ayrıştırmanın beslediği gerginlik geliyor.

 

Bu durumdan toplumumuz da ve yakın çevremizde rahatsızlık duymayan yok.. Bir cemiyet içerisinden vazgeçtik komşu sohbetlerinde bile muhabbetin siyasi konulara yönelmesiyle, en basit bir konu da bile, muhabbetlerin rengi aşırı siyasal tepkilerle hemen değişiyor.

 

Bu dili terk etmek ama nasıl !?

 

Bu nedenle, hem iktidar hem de muhalefet partileri liderlerinden başlayarak siyasetçilerin  siyaset dilinin acilen değişmesi gerektiğini, siyasal düşün farklılıklarını ayrıştırmacı, ötekileştirmeci, gerginliğe mahal vermeden karşılıklı saygı ve hoşgörüyü gözeterek  korunması gerektiğinin önemini hep yazılarımızda dikkat çekip, vurguladık.

 

Neden?

 

Çünkü, siyasal ve sosyal yaşamın zirvesinde söz sahibi olan siyasi liderlerin birbirlerine karşı kullandıkları dil, önce tepeden aşağıya, doğal olarak, siyasi organizasyonları kapsamında partililerini ve kamuoyuna olumsuz etkiliyor.

 

Demokrasi kültürü ve demokrasi kültürünü içselleştirmek..

 

Toplumsal açıdan insanlarımız, hangi siyasal partinin üyesi olursa olsun veya  seçim zamanı siyasal tercihleri  ne olursa olsun, siyaset dünyasında bu gidişten ve tarafların birbirine karşı kullandığı dilden memnun değil. Bu yönüyle, siyaset dilinin demokratikleşmesi sorunu gerçekte ülkenin ve toplumun demokratikleşmesi, düşünsel  farlılıkların  bir zenginlik olarak kabul edilmesiyle mümkün.. Kuşkusuz bu, aynı zamanda demokrasi kültürünün hem kamu yönetimi ve idaresi ile idarecileri, hem siyaset dünyasının temsilcileri ve sözcülerinin, hem yerel yönetimlerin ve yöneticilerin, sivil toplum örgütleri ve temsilcilerinin, yazılı-sözlü/işitsel basın da dahil hemen herkesin  demokrasiyi bir yaşam tarzı olarak içselleştirmesiyle mümkün.

 

Yakın tarihimizde yaşananları unutmamak gerekiyor. Geçmiş yıllarda siyaset dünyasında yaşanan kutuplaşma ve cepheleşmenin çatışmaya dönüşmesi nedeniyle bu ülkede binlerce insan öldü, öldürüldü. Aileler ve evlatları  heba oldu. Bu gerginlik ve çatışma ortamını kışkırtanlar ve besleyenler de hemen her seferinde kendi saltanatlarını kurdu.

 

Olay ve olguları kişiselleştirme hastalığı

 

Son günlerde bir başka olumsuzlukla da karşı karşıyayız. Olay ve olguları kişiselleştirerek, toplum yaşamımızda (kurumlardan vazgeçtik) kişisellik temelinde  ‘düşman’ icat ediyor, özellikle sosyal medya üzerinden, ’düşman’ ilan ettiğimiz kişilere yönelik itibar suikastinden de vazgeçtik, kin ve nefret nöbeti içerisinde, ahlaki hiçbir kaygı ve sınır tanımadan, belden aşağı söylemlerde ya da imalarda da  bulunarak çarmıha germeye çalışıyoruz. Bir anlamda ‘benden sonrası tufan’ anlayışıyla ‘cahil cesaret’ yeltenişlerine tanık oluyoruz..

 

Bu yol da yol değildir..! Böyle  düşünüp, bir ‘iş’ yapılıyor ise, ‘iş’ hiç değildir ve sonu hüsrandır.!

 

Kuşkusuz ,toplumsal yaşamda böylesi fevri düşünce ve davranışlarla öne çıkılmasının da birden çok nedeni var. Örneğin; bu eğilimlerden biri dikkat çekme ve rüştünü ispat etme çabasıdır. Aşağılık kompleksidir.. Birden çok memnuniyetsizlik içerisinde bulunduğu, yetersizliği içerisinde bulunduğu konu vardır ki, bireysel çıkış ya da kurtuluşunu kendisine ‘düşman’ icat etmekte ve etrafına sarmakta bulur. Yaşamını belirleyen ve yön veren, çaresizliğidir.. Şahsının  şu veya bu nedenle zarar gördüğüne inanarak, o da  etrafında zarar verebileceği kişiyi arar…Bu nedensellikleri çoğaltabiliriz.. Çözümü ise, en kısa yoldan bir psikoloğa gitmektir.

 

Memnuniyet ya da memnuniyetsizlik..

 

Bu hem toplum hem de bireyler nezdinde genel ve temel sorunlardan biri.. Millet olarak memnuniyetsiz olduğumuz o kadar çok şey var ki, hangisini sıralayalım…Hele bir de en temel ihtiyaçlarımızı bile karşılamakta sorun ve sıkıntı yaşadığımız bu günlerde derdimizi kime anlatıp, derman bulalım. Evimizden binbir türlü dert ve düşünce ile çıkıyoruz, akşam katran karası düşüncelerle evimize dönüyoruz. İş yerinde, okul da, ofiste aynı.. Birilerine sarmanız ve rehabilite olmanız lazım.. Klavye delikanlılığının bile bir bedeli var. Tayyip’e dokunacak g..tünüzde yok.. Valiye kaymakama kafa atacak haliniz hiç yok.. Hakimi savcısını, jandarma ile polisini geç, vekiller emin sularda zaten, kime sarkıp, rahatlayacaksınız? En yakınızdakine ve en ulaşılabilir olana..

 

Kişinin rahatlaması ve memnuniyetsizliklerine  dar alanda muhatap bulabilmesi de az şey değildir ve Allah ne verdiyse saydıracaksınız..

 

Ohhh rahatladınız mı..?

 

Bu pusuyu kendi ellerimizle biz kurduk kendimize.. Toplum ve bireyler, kendisini demokratik yaşamın gereği özgürce ifade edemiyor, beklenti ve taleplerine layıkıyla yanıt bulamıyor ise, en yakınımızdakini ‘öpmek’ çözümün kendisi değildir. Anlık olarak rahatladığınızı sanır, etrafınızı saran b.ka boyunca gömülürsünüz.. Aslında yıllardır yaşadığınız ve tanık olduğumuz gibi, işin yine kolayına kaçtınız ve farkında olmadan her zaman yaşandığı gibi yanlış insanı öptünüz.. Adresi şaşırdınız.. Bu memlekette öpülmesi gereken o kadar çok insan var ki..!Ruhunuz ve düşünceleriniz, d.tünüz ve cesaretiniz mi yetmedi..!? Hiç şaşırmadım..

 

Benden söylemesi ve uyarması..

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

BİZE NE OLDU? NE OLUYOR?
1538
ÖFKE...
227
Emperyalizmin vahşi yüzü.!
201
Şişirilmiş balon Apo ve Bahçeli.!
224
Bandırma’nın gündemi…
214
Bandırma, CHP ve Dursun Mirza.!
201
15 Temmuz ve Bandırma
242
Biz neden saçmalıyoruz?; Savaşa hayır!
199
STATÜKO VE STATÜKOCULUK...
287
MİRZA VE BANDIRMA
290
"BALTALAR ELİMİZDE..!"
365
CHP İLÇE KONGRESİ ÜZERİNE...
290
MHP İLÇE KONGRESİ ÜZERİNE
322
SANDIĞIN ŞAKASI OLMAYACAK..!
301
İHSAN KURUOĞLU VE NEREDE KALMIŞTIK!?
358
MAFYOKRASİ...
297
HALK TV ve CHP
302
KARAMAN'IN KOYUNU...
280
15 Temmuz direnişi
329
Hablemitoğlu'nun ardından...
281
Dipten gelen dalga...
279
MİRZA NEREYE KOŞUYOR ?
295
BANDIRMA ÖZGÜRCE KONUŞMALI..
319
SEÇİMLER ÜZERİNE
305
DEMOKRAT PARTİ'NİN TARİHSEL RÖVANŞI!
317
'HIRLAMAK' VE 'HAVLAMAK'...
333
İNGİLİZ OYUNU
299
KÜRESEL ÇETE VE KÖPEKLERİ
344
Düşünmenin anahtarı
335
Beceri ve beceriksizlik.!
359
Günaydın,sn.Havutça.!
286
TÜSİAD VE ANADOLU KAPLANLARI
341
KUŞCENNETİ FESTİVALİ ÜZERİNE...
370
YUMURTA KAPIYA DAYANMADAN..!
374
MUHALEFETE GEREK VAR MI?
329
YÖNETENLER İLE YÖNETİLENLER VE ŞEYH EDEB ALİ
308
‘Hakaret’ özgürlüğü..!
316
İtiraf..!
339
Bit yeniği..!
323
Sn. Yurt ve Gönen..
353
Sorumluluklarınızı unutmayın..!
296
Belediyelerin işi zorlaştı
303
Kim yetkili.?
388
Bir yılın ardından..
346
'2022’ yılını karşılarken..
328
Gardı düşürmemek..!
361
Biz bunu nasıl becerdik.!?
314
Başkan Yılmaz, bu iddiaları önemsemeli..!
346
Mazeret bitti..!
355
Farkında mıyız..?
374
Zehirli dil..!
347
Onlar Başardı! Sıra Kimde!?..
330