Reklamı Geç
YAZARLAR
CEPHANE
Ozan Utku ARICAN
15 Şubat 2022 - Salı 12:34
347 defa okunmuş.

Öğrencilik yıllarımdan bu güne şahsen benim temel uğrak noktalarımdan birisi öncelikle kitabevleridir. Geçtiğimiz günlerde, Balıkesir’de bir kitabevine uğradım. Uzun zamandır ara verdiğim, okuma yapmadığım ‘istihbarat tarihi’ hakkında bir kaç önemli kitaba rastladım.

Tabii ne zaman bir kitabevine gitsem, ne kadar tarih konusunda kitap varsa, tek tek inceler, özellikle ilgimi çekenleri kütüphaneme eklerim. Tek tek kitapların arka kapağını, yazar biyografisini, içindekiler bölümünü, kaynakçasını gözden geçirir, almak istiyorsam kitabı katiyen elimden bırakmam. Sadece beni ilgilendiren bölümde en az bir saat vakit harcar, eğer kitapçı tanıdıksa fiyatlarını sorar (hatta ikinci elinin olup olmadığını dahi sorarım), kitabı alamıyorsam kesinlikle bir kenara kitabın ismini not ederim.

Hele ki bulduğum kitap, yaptığım bir araştırma ile ilgiliyse ya da alınması gereken değerli bir eserse kesinlikle gözüm parayı görmez, bir yolunu bulup kitabı alırım. Hatta Çanakkale’de her zaman uğradığım Divit Kitabevi, her hafta uğradığımda “Hah bizim oğlan geldi. Yine bi 200-300 bırakır!” diyerek sevinirdi garibim. Evet, her uğradığımda açık büfeden yemek seçer misali, rahat rahat 10-20 kitap alabiliyordum. Üstelik öğrenci halimle! Zorlanmıyor muydum? Elbette bir öğrencinin kısa aralıklarla harcama yapması onu zor duruma sokabilir. Ancak, o günlerde paranın bir değeri vardı. Yakın zamanda Balıkesir’deki kitabevine gittiğimde fiyatlar o kadar pahalıydı ki resmen elimi yakıyordu. 3 tane kitaba 100 TL’ye yakın para verdiğimde, seçtiklerim en uygun olanlarıydı.  Öğrencilik zamanımda kitap seçerken, tabii ki fiyatları yine çok geliyordu ama aradan bir kaç sene geçmiş ve işe başlamıştım. Yani artık maaşlı çalışan bir vatandaş olarak rahat rahat kişisel gelişimim için önemli bir yer tutan kitapları satın alırken, kafamın rahat olması gerekiyordu. Ne yazık ki, öğrencilik yıllarımda olduğu gibi “ şu fiyatlara baaaaak!” diyerek içten içe sıkıldım, çatladım, patladım. Aslında alamadıklarımı bırakırken, kitapla aramdaki basit görünen ancak hiçte öyle olmayan bağları bir düşünün. O duygusal anda onu bırakışın, ayrılışın, kitaplığına koyamayışın, kavuşamadan ellerinden kayıp gitmesi... Bunların hepsi okuyan insanda derin yaralar bırakıyor. Okuyamasan da, bir gün fırsat bulduğunda elbet onu okuyacaksın. Ne şans ki alamıyorsun, çalışsan da kitabın fiyatını dahi düşünmek, hesaplamak zorundasın.  Bu talihsiz durumu yaşayan biri olarak, kredi kartına kitabın fiyatını böldürmekten başka kişisel olarak başka çözüm aklıma gelmedi elbette...

   Ne hazin ki, bir ülke kendi kâğıdını üretemediği içindir ki, insanlarımız kitaplara bir o kadar uzak kaldı. Yani başka ülkelerin kâğıtlarına kaldı gelişebilmemiz, düşünebilmemiz, konuşabilmemiz, yazabilmemiz!

Ve yine ne hazindir ki, ellerimiz kitaplara gittiğinde korkuyla, çekine çekine arka kapağını çeviriyor; gözlerimizde sayıların devasa büyüklüğüne karşı büyüyen bir korku tahtına oturuyor.

  Ne hazin ki, ülkemin gazetelerinin kâğıtları yurtdışından geliyor. Borç ve harç içerisinde her gün ayakta kalma mücadelesi vererek kamusal ve toplumsal görevlerini yerine getirmeye çalışıyorlar.

 Bunun olumsuz sonucudur ki, gençler, geleceğin yaratıcıları, sahipleri, keşmekeş bir dipsiz kuyu olan sosyal medyaya daha fazla gömülürken, aklı ve gönlü kitaplara kayanların metelikleri bilgiyi satın almakta yetersiz kaldıklarını görüyorsunuz. Geleceğe uzanan eller baltalanıyor.

  Düşünmesi ve gelişmesi gereken bir toplumun, karanlığa, zalimliğe, cahilliğe karşı mücadele etmesi gereken bir ülkenin insanları, en önemli ‘cephane’ den yoksun.!

Usta gazeteci rahmetli Uğur Mumcu’nun ifade ettiği gibi,’Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz’… Ve yine Mustafa Kemal’in dikkat çektiği gibi, başımızdaki en büyük tehlike ‘cehalet’ ise,  bu yolda yapılması gereken belli değil mi?

 Kitaplara ulaşabildiğimiz nice günlere...

 

 

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

Türkiye’de Siyasi Yol Ayrımları ve Asıl Meselemiz
30
Tarih boyunca aynı gerçekle yüzleşmek...
116
ÇIKAR MI DÜNYANIN ACISI Bİ’ ZEYTİNDEN?
358
‘Biz Kuva-yı Milliyeciyiz oğlum’
324
KUKLACI-SAHNE-OYUN
1058
15 Temmuz - Neyi Niye Yazmaktan Korktunuz?
218
KEMALİZM’DEN RAHATSIZ OLANLAR…
161
ATA'NIN YOLU
207
YOL HARİTASI
224
GÖKBÖRÜ
215
KARTALKAYA FACİASI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
216
DEPREM GERÇEĞİ VE SOSYOLOJİK DURGUNLUK
191
YILLAR ÖNCE YAZDIĞIM BİR YAZININ ANIMSATTIKLARI
197
SURİYE MESELESİNE NASIL BAKMALIYIZ?
204
BARIŞ- DEMOKRASİ – CUMHURİYET VE NEO-LİBERALİZM?
222
Türk Rönesansı: KÖY ENSTİTÜLERİ (1940-1954)
267
Türk Siyasi Zihniyeti Neden Çözüm Üretemiyor?
364
TÜRKİYE'DE DOĞRU SİYASET HANGİ İLKELERE DAYANMALI?
307
HAYAT BİZE NEYİ ÖĞRETEMEDİ?
281
GERÇEĞİN IŞIĞINDAKİ BUKALEMUN
295
TARTIŞMA VE ELEŞTİRİ KÜLTÜRÜ NİYE ÖNEMLİ?
394
GERÇEĞİN IŞIĞINDAKİ BUKALEMUN
287
ŞEREF VE İSTİKLÂL
298
İktisadi Krizler Tüketim Alışkanlıklarını Nasıl Etkiledi?
308
Anadolu ve Türkler
285
SİYASİ DURUŞ VE KİMLİK SORUNU
300
‘Türkiye, Türkiye’den Büyüktür’
323
KIVILCIM
293
GAFLET-DALALET-HIYANET
334
TOPLUMSAL ALZHEİMER
331
TÜRKİYE'DE EĞİTİM ÜCRETSİZ Mİ?
342
ABD'NİN 'CAMBAZA BAK' OYUNU !
332
FİYASKO: NEO-LİBERAL EKONOMİK-POLİTİKA
360
AŞAĞILIK PSİKOLOJİSİ VE İNSANOĞLUNUN DEHLİZLERİ
351
İNTERNETİN NATO'SU NE ANLAMA GELİYOR?
286
TARİHTE BİR YOLCULUK.. (1)
308
KÜLTÜREL DÖNÜŞÜM VE EĞİTİM
302
BİR PULSUZ DÜŞÜNCE
337
DOSTOYEVSKİ'den TOLSTOY'a...
346
MABED
290
ATATÜRK VE DEVRİM -2-
294
BU GİDİŞLE...
361
ATATÜRK VE DEVRİM -1-
289
BELEDİYE, HALKLA İÇSELLEŞME VE HALKÇILIK
330
13
378
Endüstriyel Et Yığınları
305
Batıcılık ve Aşağılık Psikolojisi
349
Kapitalizm İçerisinde Şans Oyunu ve İnsana Dair..
342
GÖNLÜ YOL GÖSTERİCİ, ELİ ÖPÜLESİ İNCİLÂ ÖĞRETMEN
415
Çok Farklı Bir Gelecek..!
456
Çok Farklı Bir Gelecek..!
300
EFESLİ HERAKLEİTOS'A SELAM OLSUN
309
TAVUĞUN BACAĞI..!
316
Deve Kuşu Politikası
312