Ozan Utku ARICAN TARTIŞMA VE ELEŞTİRİ KÜLTÜRÜ NİYE ÖNEMLİ?
Yazı Detayı
04 Şubat 2023 - Cumartesi 13:43 Bu yazı 389 kez okundu
 
TARTIŞMA VE ELEŞTİRİ KÜLTÜRÜ NİYE ÖNEMLİ?
Ozan Utku ARICAN
oznn.utkk@gmail.com
 
 

   Ülkemizde yaşanan süreci değerlendirdiğimde hala bir çok gerçeği anlayamadığımızı görüyorum. Yaşananlar hakkında yorumlar yapıyoruz, ancak yeteri kadar araştırma sahibi olmadan ortaya fikirlerimizi sunuyoruz. Aslında eleştiri ve tartışma, bizim alelade yapabileceğimiz bir şey olmaktan çok öte, gerekli argümanları edindikten sonra yapmamız gereken önemli beyin fırtınasıdır. Evet beyin fırtınası: Eğitimin sınıflarda uygulanırken, öğretici bir ortam oluşmasına katkı sağladığı değerli bir faaliyettir. Beyin fırtınası her bireyin, başka biri tarafından eleştiriye kapalı bir şekilde sadece fikrini dile getirmesini amaçlar.

 

   Eleştiri ve tartışma ise, bireylerin bir konu hakkında gerekli argümanları kullanarak, hipotezlerini savunmasını amaçlar. Herkes düşüncesini belli eder ve tartışmanın bir galibi olmaz. Tek galip, hipotezin ne oranda bilgiyle desteklendiği ve kanıtlanabilir oluşudur. Kanıtlanabilir düşünce, diğer insanlardan kabul görsün ya da görmesin, gerçeğin kendisi haline gelir. Ve gerçekleri reddetmek, 21. yüzyıl içerisinde hiçbir anlam ifade etmez. Eğer çürütülmek isteniyorsa, karşı argümanlar sunarak hipotezinizi bilimsel bir düzlemde tartışmak ve ortaya koymak zorundasınız. 

 

   Bu açıdan baktığımızda, tartışma kültürünün iki farklı alanı var. Birincisi, günlük yaşamda yaptığımız, diğeri ise bilimsel açıdan yapılan tartışmalar. Günlük tartışma ve bireysel eleştiri kültüründe kişiler elde ettikleri bilgileri sunarsa ve kültüre yabancı değilse kaliteli bir eleştirel tartışma meydana gelebilir. Bunun sonucunda suçlamalar, hakaretler yaşanmadan sağlıklı bir halde tartışma gerçekleşir. Ancak kültüre yabancı olan, tartışmanın ve eleştirinin boyutunun kişiselleştirilmesi ve sınırlar dışına çıkılarak yaşanması, bağnaz ve çağ dışı bir iletişime yol açar.  Önyargıların sonucunda yaşanan tatsız tartışmanın kökeninde bilgi ve kültürel boşluk yatar. Bu yüzden cahil ile tartışmaya girilmez sözü, sürekli günlük hayatımızın içerisinde karşımıza çıkar. Bilgisiz kişi, daha bilgili ve donanımlı, bu kültürü tanıyan bir kişiyle karşılaştığında o yüzden direk olarak saldırıya geçer. Aslında saldırıya geçenin kendi egosudur. Emin olmak gerekiyor ki, bu ezilmişliğin altında bir çok sebep olabilir. Sonuçta, bu kişiye laf anlatmak, bilgi vermek, doğruyu ve gerçekleri savunmak neredeyse mümkün değildir. Çünkü, karşımızdaki kişinin iletişime açık olmadığını gördüğümüz için, onun aramıza koyduğu iletişim duvarını geçemeyiz. Bunun sonucunda ise tartışma ve eleştiri, önemini yitirir. Geriye sadece bireysel çekişmenin, fiziksel saldırılara varan tepkisiyle karşılaşırız.

 

   Bilimsel bir tartışma ise, tamamen argümanların ortaya konmasıyla gerçekleşir. Gerçek bir düşünsel altyapı gerektiren bilimsel tartışma, felsefe yoksunluğu içerisinde yaşanırsa, bilginin ve makamın vermiş olduğu egoya yenik düşülürse yine hüsranla sonuçlanır. Böylece tartışmanın ve eleştirinin iki taraf arasında sağlıksız ve verimsiz yaşanmasıyla yine karşılaşmış oluruz. Ne yazık ki, bilim insanlarının toplumun önünde sürükleyici rolde bulunmalarını göz önüne alırsak, toplumun yegane temsilcileri olmaları gereken insanlar, verimsiz çorak topraklara dönüşürler. Bu insanlar topluma ve dünyaya hizmet edemez hale gelerek, çevrelerine de düşünsel açıdan zarar verirler. Geriye sadece ünvanları ve boşluktan ibaret olan çalışmaları kalır.

 

   Düşünen ve bilgi birikimini sürekli arttırarak, tartışma ve eleştiri kültürünü geliştirmeye çalışan insanların eksikliğini günden güne hissettiğimiz ne ilk ne de son zaman ne yazık ki bugün. Yarının düne göre daha farklı olmasını istiyoruz, ancak taşın altına elimizi koymuyoruz. Ben ve benim gibi olan bir çok insan yazılarıyla, konuşmalarıyla çevresine düşüncelerini aktarmaya çalışıyor ve ümit ederim ki çalışacak. Çünkü değişim ve dönüşüm tarihin hiçbir zamanında kolay yaşanmadı. Sürekli, yaşanan sıkıntılar ve mücadele içinde baharda yeni çiçekler tomurcuk vermeye başladı. Hava belki güneşli değildi, ancak soğuk kış gecelerinin ücra köşesinde ansızın bir gün yaşam ilk fidelerini verdi. Sadece ülkemizin değil, dünyanın en büyük sorunu düşünmek ve tartışarak bir sonuca ulaşmak. Bu sonuca ulaşırken de vicdanının sesine kulak vererek hareket etmek. Bu insanlığın yaşama kavuşmak için kullanacağı en mühim ilacı. Oktay Sinanoğlu hocanın dediği gibi, bilimin yanına gönül konmazsa, bilgi insanların hafızalarında yer edinemez. O yüzden bilim ve gönül her zaman bir arada olmalıdır. Aksi takdirde, atomu çekirdeğine ayıran Einstein’ın bilimsel buluşuna karşılık, 21. yüzyılda binlerce atom bombası yapılması gibi gönlün ve bilimin birbirine kavuşamadığı, insanların da vicdanından uzaklaştığı yeni yüzyıllar bizleri bekliyor.

 
Etiketler: TARTIŞMA, VE, ELEŞTİRİ, KÜLTÜRÜ, NİYE, ÖNEMLİ?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
28 Eylül 2026
Türkiye’de Siyasi Yol Ayrımları ve Asıl Meselemiz
2 Okunma.
22 Ağustos 2026
Tarih boyunca aynı gerçekle yüzleşmek...
106 Okunma.
27 Nisan 2026
ÇIKAR MI DÜNYANIN ACISI Bİ’ ZEYTİNDEN?
354 Okunma.
24 Mart 2026
‘Biz Kuva-yı Milliyeciyiz oğlum’
314 Okunma.
31 Temmuz 2025
KUKLACI-SAHNE-OYUN
1052 Okunma.
16 Temmuz 2025
15 Temmuz - Neyi Niye Yazmaktan Korktunuz?
210 Okunma.
13 Temmuz 2025
KEMALİZM’DEN RAHATSIZ OLANLAR…
155 Okunma.
22 Mayıs 2025
ATA'NIN YOLU
202 Okunma.
04 Mart 2025
YOL HARİTASI
218 Okunma.
04 Şubat 2025
GÖKBÖRÜ
209 Okunma.
23 Ocak 2025
KARTALKAYA FACİASI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
207 Okunma.
19 Ocak 2025
DEPREM GERÇEĞİ VE SOSYOLOJİK DURGUNLUK
185 Okunma.
17 Ocak 2025
YILLAR ÖNCE YAZDIĞIM BİR YAZININ ANIMSATTIKLARI
192 Okunma.
12 Ocak 2025
SURİYE MESELESİNE NASIL BAKMALIYIZ?
197 Okunma.
16 Ekim 2024
BARIŞ- DEMOKRASİ – CUMHURİYET VE NEO-LİBERALİZM?
216 Okunma.
20 Nisan 2024
Türk Rönesansı: KÖY ENSTİTÜLERİ (1940-1954)
263 Okunma.
01 Nisan 2023
Türk Siyasi Zihniyeti Neden Çözüm Üretemiyor?
359 Okunma.
29 Mart 2023
TÜRKİYE'DE DOĞRU SİYASET HANGİ İLKELERE DAYANMALI?
301 Okunma.
25 Mart 2023
HAYAT BİZE NEYİ ÖĞRETEMEDİ?
277 Okunma.
25 Mart 2023
GERÇEĞİN IŞIĞINDAKİ BUKALEMUN
290 Okunma.
30 Ocak 2023
GERÇEĞİN IŞIĞINDAKİ BUKALEMUN
282 Okunma.
21 Aralık 2022
ŞEREF VE İSTİKLÂL
291 Okunma.
12 Aralık 2022
İktisadi Krizler Tüketim Alışkanlıklarını Nasıl Etkiledi?
302 Okunma.
08 Aralık 2022
Anadolu ve Türkler
281 Okunma.
05 Aralık 2022
SİYASİ DURUŞ VE KİMLİK SORUNU
294 Okunma.
01 Ekim 2022
‘Türkiye, Türkiye’den Büyüktür’
316 Okunma.
01 Ekim 2022
KIVILCIM
289 Okunma.
30 Ağustos 2022
GAFLET-DALALET-HIYANET
329 Okunma.
29 Ağustos 2022
TOPLUMSAL ALZHEİMER
323 Okunma.
19 Temmuz 2022
TÜRKİYE'DE EĞİTİM ÜCRETSİZ Mİ?
337 Okunma.
19 Haziran 2022
ABD'NİN 'CAMBAZA BAK' OYUNU !
323 Okunma.
27 Mayıs 2022
FİYASKO: NEO-LİBERAL EKONOMİK-POLİTİKA
351 Okunma.
09 Mayıs 2022
AŞAĞILIK PSİKOLOJİSİ VE İNSANOĞLUNUN DEHLİZLERİ
344 Okunma.
06 Mayıs 2022
İNTERNETİN NATO'SU NE ANLAMA GELİYOR?
279 Okunma.
06 Mayıs 2022
TARİHTE BİR YOLCULUK.. (1)
303 Okunma.
06 Mayıs 2022
KÜLTÜREL DÖNÜŞÜM VE EĞİTİM
297 Okunma.
25 Mart 2022
BİR PULSUZ DÜŞÜNCE
331 Okunma.
25 Mart 2022
DOSTOYEVSKİ'den TOLSTOY'a...
340 Okunma.
25 Mart 2022
MABED
284 Okunma.
23 Mart 2022
ATATÜRK VE DEVRİM -2-
287 Okunma.
01 Mart 2022
BU GİDİŞLE...
355 Okunma.
01 Mart 2022
ATATÜRK VE DEVRİM -1-
284 Okunma.
15 Şubat 2022
CEPHANE
341 Okunma.
03 Şubat 2022
BELEDİYE, HALKLA İÇSELLEŞME VE HALKÇILIK
323 Okunma.
22 Ocak 2022
13
370 Okunma.
18 Ocak 2022
Endüstriyel Et Yığınları
299 Okunma.
07 Ocak 2022
Batıcılık ve Aşağılık Psikolojisi
343 Okunma.
28 Aralık 2021
Kapitalizm İçerisinde Şans Oyunu ve İnsana Dair..
336 Okunma.
12 Aralık 2021
GÖNLÜ YOL GÖSTERİCİ, ELİ ÖPÜLESİ İNCİLÂ ÖĞRETMEN
408 Okunma.
29 Kasım 2021
Çok Farklı Bir Gelecek..!
448 Okunma.
28 Kasım 2021
Çok Farklı Bir Gelecek..!
296 Okunma.
23 Kasım 2021
EFESLİ HERAKLEİTOS'A SELAM OLSUN
305 Okunma.
15 Kasım 2021
TAVUĞUN BACAĞI..!
311 Okunma.
10 Kasım 2021
Deve Kuşu Politikası
307 Okunma.
Haber Yazılımı