Tarih boyunca aynı gerçekle yüzleşmek...
Haber
22 Ağustos 2026 - Cumartesi 01:08 Bu haber 386 kez okundu
 
Tarih boyunca aynı gerçekle yüzleşmek...
Ozan Utku Arıcan
Manşet Haberi
Tarih boyunca aynı gerçekle yüzleşmek...

Tarih boyunca aynı gerçekle yüzleşmek...

 

 

Aylardır ülke gündemini meşgul eden olayları o kadar çok kanıksadık ki artık hiçbir haber bizi şaşırtmıyor. Terör, lejyoner tarikatlar-cemaatler, uluslararası örgütler, emperyalist ülkeler, ekonomik sıkıntılar, siyasal ve hukuksal bir çok olay derken, travmatik bir toplumun en bariz halini yaşadığımızı düşünüyorum. Adeta çırpınıyoruz! Nefes almaya hasretiz… Tabi bu duruma alıştık mı? Evet, travmalarımızla yaşamayı öğrendik. Bir şekilde yaşamak için her türlü yöntemi, yolu denemek zorundayız. Her açıdan bu ülkede yaşamak o kadar da kolay değil.  Her zaman bir şeylerin diyetini ve kahrını çekmeye, savaşmaya mecburuz.  Mezopotamya Erhan Afyoncu’nun da ifade ettiği gibi bir çok milletin, devletin yaşama mücadelesi verdiği ve dirayetini kaybedenlerin yok olup tarihin tozlu sayfalarına karıştığı bir yer.

 

Dirayetimizi kaybettiğimiz, bitti dediğimiz türlü badireler başımızdan geçti ülke olarak.

Örneğin Sevr…

Sevr belası gibi ülkenin emperyalist güçlerce paylaşılmasını, yağmalanmasını öngören bir projeyi, yırtıp atmayı başardık.

Üstüne bağımsızlığımızın ve varlığımızın tapusu olan Lozan’ı imzalattık. 

Tarihten ilham ve ders çıkararak yaşananları düşününce, bunlar nasıl oldu, nasıl başarıldı diye sormaktan kendimi alamıyorum.

Eşine benzerine az rastlanır bir fedakarlık ve mücadelenin ürünü olduğu aşikar.

O yüzden hala hazmedilemiyor! Atatürk hala onların karşısında dimdik savaşıyor.

 

Yıllardır Türkiye’nin kendi bağımsızlığını sağlaması için dış güçlerin himaye ve yönlendirmesini engellemesi gerektiğinin altını çiziyoruz. Rahmetli Uğur Mumcu, Aziz Nesin, Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz, Muammer Aksoy, Behice Boran,  Nazım Hikmet, Necip Hablemitoğlu ve hemen yanı başımda babam Engin Arıcan gibi daha adını anmadığım bir çok büyük yazar, şair, gazeteci, fikir adamı, akademisyen bu konuda savaş verdiler. Bu savaş birilerine yaranmak, bir yerlerden para kazanmak, halkı kandırıp, planlarına ortak olmak için değil, ancak onların yaptığı gibi, onurlu ve şerefli şekilde, vatan ve millet için sürdürülmeli.

 

  Şunu görüyoruz; Her ne olursa olsun, Türkler savaşmak zorunda. Bu savaşta dışarıdan gelen şeylerin dışında, kendisiyle savaşmayı da başararak zafere ulaşabilir. Hangi döneme bakarsak bakalım bu da değişmez bir gerçek. Dışımızdaki düşmanlar kadar içimizdeki hainler en büyük sorunları meydana getiriyor. Hep kendi aramızda konuşurken şunu söylüyorum ‘Onlar yapmaları gerekeni yapıyorlar. Buna şaşırmıyorum. Sonuçta adamların dertleri bu, kartları okuyabiliyorsun. En büyük düşmanlar içimizdeki hainler. İşte onlar, türlü oyunlara alet olup, bize hainlik ettiklerinde en büyük silahları haline geliyor.’ Maalesef tarih boyunca bu gerçekle sürekli yüzleştiğimizi görüyorum. FETÖ gibi bir bela, bu ülkenin kılcal damarlarına kadar sızmaya çalışırken, bu tehlikeyi anlatan insanlar ne oyunlara, ne kumpaslara ve saldırılara maruz kalmıştı?! Kimisi bombalandı, kimisi suikaste kurban gitti, kimisi hapse düştü! Devlet vakti zamanı geldiğinde öyle ya da böyle, var olan tehlike karşısında millet ile beraber gerekli refleksi göstermeyi başardı. Bitti mi, tabi ki hayır? Bu konuyu ne zaman yeri geldiğinde anlatsam, 1945 yılından itibaren başlarım. 2000’lere kadar ne oldu, ne yaşandı, nasıl bu duruma gelindi, nasıl rahat hareket edebildiler? Bazen bağlantılar yakın dönemi kapsasa da Osmanlı kurulmadan önce zaten bu gibi casusluk faaliyetlerinin çok yaygın olduğundan bahsederim. Tarihimizin bu gibi örnekler için gayet geniş çaplı bilgilere ve önemli ayrıntılara sahip olduğunu düşünüyorum.  

 

  Velhasıl kelam uzun lafın kısası; uyanmak zorundayız. Bunun için okuyup anlamaya çalışmalı ve mücadele edebileceğimiz sahalarda aktif olmalıyız. Sadece bir grup  ya da bir siyasi zümre için değil, mesele vatandır ve  vatan için tarafız.  istesek de istemesek de, vatana ve millete bir borcumuz var. Üzerinde yaşadığımız bu toprak bir devrin kapanıp bir devrin başladığı yerse, hala vatan diyebiliyorsak, yeni bir devri başlatacak kudreti tarihte ve kendimizde bulmalıyız.

 

 En garibi de şu, sürekli aynı senaryolar yaşanıyor ve hala aynı yanlışlar yapılıyor. Bunu her gün düşündüğümüzü biliyorum. Demek ki hala içeride bunu destekleyen ve oynatan birileri var. O birileri hiç bitmedi ve bitmeyecek!

 

 İnanç ve umut iki önemli dayanağımız. Kimi zaman yok olur, kaybolduğunu zannederiz ama bir gün mutlaka ilk kıvılcımda yeniden alevlenir. Ben buna inanıyorum Belki bir köşede sessiz ve suskun izliyoruz ya da vazgeçmiş gibi görünüyoruz, ancak her zaman gözlerimizin arkasında savaşmaya devam ediyoruz.

 

Ozan Utku Arıcan / Tarihçi-Yazar

Kaynak: Editör:
Etiketler: Tarih, boyunca, aynı, gerçekle, yüzleşmek...,
Yorumlar
Haber Yazılımı